
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Ekosistem Neden Güçlenemiyor?
Türkiye’de son yıllarda girişimcilik ekosistemi hakkında en sık duyduğumuz cümle şu:
“Ekosistem çok büyüdü.”
Ben aynı fikirde değilim.
Ekosistem büyümedi.
Ekosistem kalabalıklaştı.
Birbirinden daha fazla program, daha fazla merkez, daha fazla hızlandırma, daha fazla ağ, daha fazla etkinlik var. Ama aynı oranda güçlü girişim, güçlü ölçeklenme ve sürdürülebilir başarı artmıyor. Hatta sahada çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: bazı girişimciler artık ekosisteme girmekten özellikle kaçınıyor.
Bu çok kritik bir sinyaldir Çünkü girişimci, doğası gereği fırsat arar. Eğer fırsat olan bir yerden uzak duruyorsa orada yapısal bir sorun vardır. Ve bu sorun yatırım miktarı, teşvikler veya fikir kalitesiyle ilgili değil.
Sorun yönetişim kültürüyle ilgili.
Ben uzun süredir şunu gözlemliyorum: Türkiye’de girişimcilik kurumlarını zayıflatan şey dışarıdan gelen riskler değil; içeride oluşan alışkanlıklar, yanlış roller ve yetkinlik dışı karar mekanizmalarıdır.
Ekosistemin En Az Konuşulan Problemi: Girişimciyi Tanımayanlar
Birçok kurumda en temel çelişki şudur:
Girişimcilik yapıları, girişimcilik deneyimi olmayan insanlar tarafından yönetiliyor.
Bu, kimsenin değersiz olduğu anlamına gelmez. Kurumsal yöneticiler, akademisyenler, bürokratlar, yatırım profesyonelleri ekosistemin çok önemli parçalarıdır. Ancak girişimcilik başka bir şeydir.
Girişimcilik, teorik bir alan değildir.
Girişimcilik, belirsizlik yönetimidir.
Bir girişimci;
maaşsız çalışmayı,
reddedilmeyi,
ürünün tutmamasını,
ekibin dağılmasını,
yatırımcının vazgeçmesini,
nakit akışının bitmesini yaşar.
Ve buna rağmen devam eder.
Bu deneyimi hiç yaşamamış biri girişimcinin kararlarını değerlendirirken kaçınılmaz olarak kurumsal reflekslerle düşünür. Kurumsal refleks ise risk azaltmaya çalışır. Oysa girişimcilik risk yönetmeye çalışır.
Bu iki yaklaşım birbirine benzemez.
Bu yüzden birçok kurul toplantısında şu sorular sorulur:
“Neden henüz kâr etmiyor?”
“Bu kadar belirsizlik varken nasıl destek verelim?”
“Biraz daha olgunlaşsın sonra bakalım.”
Ama gerçek şu:
Girişimler zaten olgun olduklarında kurumlara ihtiyaç duymazlar.
Bir girişim olgunlaştıysa yatırımcıyı kendi bulur, müşteriyi kendi kazanır, büyümeyi kendi sağlar. Kurumların varlık nedeni erken aşamadır. Fakat karar vericiler erken aşamayı risk olarak gördüğünde kurumlar işlevsizleşir.
Ve girişimci şunu hisseder:
“Beni anlamıyorlar.”
Bu cümle bir ekosistem için alarmdır.
Yönetim Kurulları: Temsil Mekanizması mı, Karar Mekanizması mı?
Birçok girişimcilik kurumunda yönetim kurulları liyakatle değil temsil dengesiyle oluşur. Kurumlar, paydaşları memnun etmek için yönetim kurulu kurgular. Bu anlaşılabilir bir refleks olabilir; ancak girişimcilik yapılarında ciddi sonuçlar doğurur.
Çünkü girişimcilik kurumlarında yönetim kurulu sadece idari karar almaz. Doğrudan şu konulara etki eder:
hangi girişim seçilecek
hangi girişim desteklenecek
hangi girişim yatırımcıyla buluşacak
hangi girişim görünür olacak
Yani yönetim kurulu aslında girişimlerin kaderine karar verir.
Fakat sahada sıkça şu tablo ortaya çıkar:
Yatırım mekaniklerini bilmeyen, girişim finansmanını anlamayan, ürün-pazar uyumu kavramına hakim olmayan kişiler girişimler hakkında stratejik kararlar verir.
Bir girişim sunum yapar.
Pitch deck’i anlatır.
Runway’ini açıklar.
Büyüme metriklerini paylaşır.
Karşısına gelen soru şudur:
“Peki fabrikanız nerede?”
Bu komik değildir. Bu trajiktir.
Çünkü burada girişim, şirket gibi; inovasyon, üretim gibi; ölçeklenme ise sabit yatırım gibi değerlendirilmektedir. Halbuki teknoloji girişimi varlık değil model üretir.
Yanlış sorular doğru girişimleri eleyebilir.
Ve bu Türkiye’de düşündüğümüzden çok daha sık olur.
Sonra şu yorum yapılır:
“Türkiye’den unicorn çıkmıyor.”
Belki de çıkamıyordur, çünkü doğru girişimler doğru mekanizmalardan geçemiyordur.
Mentörlük Sorunu: Rehberlik mi, Müdahale mi?
Ekosistemin en iyi niyetli ama en zararlı alanlarından biri mentörlüktür.
Mentörlük, girişimciye yol göstermek için vardır.
Fakat zamanla bazı yapılarda mentör rolü danışmanlığa, danışmanlık yöneticiliğe, yöneticilik ise kontrol etmeye dönüşür.
Girişimciye şu söylenir:
fiyatını değiştir
hedef kitleni değiştir
ürünü şuna çevir
yatırımcıya şimdi git
yatırımcıya şimdi gitme
Bir noktadan sonra girişimci kendi kararını veremez hale gelir.
Bunun sonucu çok nettir:
Girişimci ya bağımlı hale gelir ya da özgüvenini kaybeder.
Bir girişimin en kritik kaynağı para değil, kurucunun karar alma cesaretidir. Bu zayıfladığında girişim teknik olarak devam etse bile ruhen bitmiştir.
Mentör, girişimcinin yerine düşünmeye başladığında artık mentör değildir.
Ve şu hata yapılır:
Girişimin başarısızlığı girişimciye yüklenir.
Oysa bazı girişimler yanlış yönlendirmelerin sonucudur.
Etkinlik Odaklı Ekosistem Yanılgısı
Bugün birçok kurum faaliyetlerini etkinlik sayısıyla ölçüyor.
Panel sayısı, konuşmacı sayısı, katılımcı sayısı başarı göstergesi haline gelmiş durumda.
Ama girişimci için tek bir metrik vardır:
İlerledim mi?
Bir girişimci bir programdan sonra şunları söyleyebiliyorsa o program başarılıdır:
müşteri kazandım
yatırımcıyla tanıştım
ekip arkadaşı buldum
ürünümü geliştirdim
Eğer şu cümle kuruluyorsa:
“Çok faydalıydı, çok güzel insanlarla tanıştık” genellikle somut bir çıktı yoktur.
Ekosistem sosyal ortam değildir.
Ekosistem üretim ortamıdır.
Etkinlikler araçtır, amaç değil.
Bir kurumun gerçek performansı sahne ışıkları altında değil, mezun girişimlerinin performansında ölçülür.
Görünmeyen En Büyük Zarar: Güven Erozyonu
Bir girişimci bir kurumdan kötü deneyim yaşadığında sadece o kurumdan ayrılmaz. Kurumsal yapılara karşı mesafe geliştirir.
Bu çok tehlikelidir.
Çünkü ekosistem, güven ağıdır.
Güven kaybolduğunda iş birlikleri de kaybolur.
Türkiye’de son yıllarda ortaya çıkan bir eğilim var:
Nitelikli girişimciler doğrudan yurt dışı programlarına başvuruyor.
Sebep sadece yatırım değil.
Sebep öngörülebilirlik.
Girişimci şunu bilmek ister:
karar kriteri nedir
süreç nasıl işleyecek
kim karar verecek
geri bildirim gerçek mi
Bu şeffaf olmadığında girişimci kurumlardan uzaklaşır. Kurumlar ise başvuru sayısının azalmasını “girişimci eksikliği” olarak yorumlar.
Oysa sorun girişimci değil, deneyimdir.
Girişimcilik Kurumlarının Kimlik Krizi
Bugün bazı girişimcilik kurumları şu üç rol arasında sıkışmış durumda:
kamu kurumu gibi denetleyen
yatırımcı gibi seçen
danışman gibi yönlendiren
Ama aslında hiçbiri değiller.
Girişimcilik kurumunun gerçek rolü şudur:
Engelleri azaltmak.
Girişimcinin yerine karar almak değil, girişimcinin karar almasını kolaylaştırmak.
Girişimi yönetmek değil, girişimin büyümesini hızlandırmak.
Bir kurum girişimi yönetmeye başladığı anda ekosistem üretmez, şirket üretmeye çalışır. Bu mümkün değildir.
Çünkü girişimcilik kontrol edilerek değil, desteklenerek büyür.
Asıl Sorun: İnsan Kaynağı
Tüm bu sorunların özünde tek bir mesele var:
Doğru rol – doğru kişi uyumsuzluğu.
Ekosistem içinde çok değerli insanlar var. Ama bazen yanlış pozisyonda olduklarında sistem zarar görüyor. Tanınırlık, kıdem veya unvan bir girişimi değerlendirmek için yeterli değildir.
Girişimcilik kurumlarında bazı kritik roller vardır:
girişim değerlendirme
yatırım yönlendirme
mentörlük koordinasyonu
program tasarımı
Bu roller deneyim gerektirir. Teori değil, saha deneyimi.
Aksi durumda kurumlar şu hatayı yapar:
girişim seçer gibi görünür ama aslında güvenli projeleri seçer.
Ve güvenli projeler genellikle girişim değildir.
Ekosistem Nasıl Güçlenir?
Ekosistemin daha fazla etkinliğe, daha fazla programa veya daha fazla başlığa ihtiyacı yok.
Ekosistemin üç şeye ihtiyacı var:
Yetkin karar mekanizmaları
Sınırları doğru çizilmiş mentörlük
Ölçülebilir çıktı odaklı yapı
Ama en önemlisi şu:
Girişimci kurumdan çekinmemeli.
Bir girişimci kuruma başvurduğunda değerlendirilmekten değil, anlaşılmamaktan korkuyorsa o ekosistem sağlıklı değildir.
Girişimcilik ekosistemi tabelalarla değil güvenle kurulur.
Güven ise söylemlerle değil deneyimle oluşur.
Türkiye’de potansiyel var.
Girişimci var.
Yatırımcı var.
Eksik olan şey sistem değil; doğru işleyen mekanizma.
Ekosistem, girişimcinin kendini yalnız hissetmediği gün gerçekten büyüyecek.
Ve o gün başarı hikayeleri tesadüf olmayacak.
İSA UYSAL/ THK&ORİON TEKMER / FONORİON GM
GirişimcilikGirişim ekosistemiMentör






Yorum Yap