Girişimcilikte En Tehlikeli Yanılsama: “Ürünü Yaptık, Zaten Satar!” Sözüne Gerçekçi Bir Bakış
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Bu yazı dizisinin sonuna geldik. Yazarken bir yandan da senin heyecanını içimde taşıdım, çünkü hepimiz bir şeyler üretmenin heyecanıyla başlıyoruz. Ama işin belki de en zor, en görünmez kısmı burası: satmak. Bu yazı da, girişimcilikte en sık duyulan ama en az doğrulanan cümlelerden birine odaklanıyor. “Ürünü yaptık, artık müşteriye sunarız!” diyorsan, pazarlamanın ne kadar derin, zor ve stratejik olduğunu konuşmamız şart. Çünkü satmayan ürün, aslında yapılmamıştır.

 

Girişimciler Ne duymak İster - 3 “Ürünü Yaptık, Zaten Satar!” 

Girişimcilerin en çok inandığı sözlerden biri de budur:
“İyi ürün zaten kendini gösterir.”


Hayır. İyi ürün satılmazsa görünmezdir. Bu, sadece bizim coğrafyaya ait bir gerçek değil. Dünyanın her yerinde binlerce harika fikir, muazzam çözümler rafta çürür çünkü doğru pazarlama stratejileriyle buluşmamıştır. Ve pazarlama, sadece “reklam vermek” değildir.

Pazarlama demek; hedef kitleni tanımak, onların davranışlarını analiz etmek, doğru kanalda doğru mesajla görünür olmak demektir. Pazarlama demek, bir problemi çözüyorsan o problemi yaşayan insanların seni fark etmesini sağlamak demektir.
Ama işin aslı şu: Sen ürününü yaparken dünyada kimse seni beklemiyor. O yüzden pazarlama bir lüks değil, bir refleks olmalı. Ürün geliştirmenin neredeyse ilk gününden itibaren “bunu kime, nasıl satacağım?” sorusu masanın üstünde durmalı.

Sosyal medya paylaştım, reklam verdim, neden dönüş yok?
Çünkü pazarlama bir kampanya değil, bir süreçtir.
Her ürün satılabilir değildir ama satılabilir ürünler bile, pazarlama olmadan satılmaz. İşin sırrı, müşterinin dilinden konuşmakta, onun zamanını ve dikkatini kazanmaktadır.
Pazarlama stratejisi olmayan her girişim, bir düğün davetine hazırlık yapmış ama davetiye bastırmamış gibidir.

İşte bu noktada şunları düşünmek gerekir:

  • Hedef kitlen kim?
     
  • Nerede vakit geçiriyor?
     
  • Onlara ne vaat ediyorsun?
     
  • Bu vaat, diğerlerinden nasıl ayrışıyor?
     
  • Bu ayrışma, onların umurunda mı?
     

Bunlar yanıtlanmadan yapılan pazarlama, rastgele balık tutmak gibidir. Bir yere oltayı atarsın ama ne çıkacağı belli olmaz. Ama stratejik pazarlama, ne zaman, nerede, hangi balığın olduğunu bilerek o oltayı atmaktır.

Unutma, marka olmak istiyorsan önce görünmelisin. Görünmek istiyorsan önce dinlemelisin. Bu yüzden pazarlamanın ilk adımı, konuşmak değil, anlamaktır.



Senin ürünün ne kadar yenilikçi olursa olsun, eğer potansiyel müşteri onun kendi hayatına ne katacağını anlamıyorsa, satın alma gerçekleşmez.
Pazarlama tam da burada başlar:
“Senin çözümün benim hayatımı nasıl kolaylaştıracak?”
Bu sorunun cevabını net veremeyen hiçbir girişim, pazarda yer edinemez.

Ayrıca şunu da unutma: Müşteriye ilk ulaşmak zor, ama en zor olanı onu kazanmak değil, onu elde tutmak.
Ve bu noktada ürün kadar müşteri deneyimi, destek süreçleri, içerik stratejisi gibi birçok faktör devreye girer. Pazarlama sadece ilk satın alma değil, sürdürülebilir bir ilişki kurmak demektir.

Bugün sosyal medya yönetimi yapan biri ile, growth hacker arasındaki farkı bilmeyen bir girişimcinin pazarlama bütçesi boşa harcanır. Çünkü pazarlama ekip işi değil, strateji işidir. Ve stratejinin başında sen durmazsan, kimse senin ürününü senden daha iyi anlatamaz.

Kulağa Küpe:  “Müşteri ürün satın almaz, çözüm satın alır.”

GirişimcilikStartup başarı hikayeleriGirişim ekosistemi
Melih UMAR
Melih UMAR
Girişimcillik ve Dijital Dönüşüm Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.