Odağın Dağılması – “Hayır” Demenin Sessiz Gücü
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Girişimciliğin ilk günlerini hatırlıyorum. O dönemde önümüze gelen her fırsat, çalan her telefon, gelen her iş birliği teklifi bir can suyu gibi görünürdü. Hayatta kalmaya çalışan bir organizma gibiydik ve reddetmek, bir lüks değil, sanki bir intihar girişimiydi. O günlerde her şeye "evet" diyerek kaslarımızı geliştirdik, sahayı tanıdık ve belki de o agresif iştah sayesinde bugünlere geldik. Ancak bir girişim belli bir olgunluğa ulaştığında, o ilk günlerin hayatta kalma refleksi olan "her şeye evet" deme alışkanlığı, girişimin önündeki en büyük zehre dönüşmeye başlıyor.

Sahada gördüğüm, mentörlük yaptığım veya bizzat içinde bulunduğum pek çok yapıda aynı hatayı gözlemliyorum. Ürün biraz tutunmaya, isim duyulmaya başladığında masaya aniden onlarca "stratejik ortaklık" teklifi düşmeye başlıyor. Büyük kurumlar sizinle bir şeyler yapmak istiyor, yan sektörlerden "aslında şunu da ürünün içine eklerseniz çok iyi olur" diyen sesler yükseliyor. Kurucu olarak o anlarda hissettiğiniz duygu, bir başarının kutlaması gibi oluyor. "Demek ki doğru yoldayız, herkes bizimle bir şeyler yapmak istiyor" diye düşünüyorsunuz. İşte o an, odağın dağılmaya başladığı, enerjinin her yöne saçılıp hiçbir yöne derinleşemediği o tehlikeli virajın tam ortasındasınız demektir.

Bir girişimin en kıt kaynağı sanıldığı gibi para değildir. Para bir şekilde bulunur, yatırım alınır, borçlanılır veya satış yapılır. Asıl kıt kaynak, ekibin ve kurucunun zihinsel enerjisi ile zamanıdır. Her yeni "evet", mevcut iş yükünüzün üzerine sadece bir satır eklemekle kalmaz; aynı zamanda zihninizde yeni bir sekme açar. O sekme arka planda çalışmaya devam ederken, ana ürününüzdeki o çok kritik hatayı görmenizi engeller ya da en sadık müşterinizin sessizce sizden uzaklaştığını fark etmenizi zorlaştırır. Ben buna "stratejik gürültü" diyorum. Dışarıdan bakıldığında işler çok hareketli, ofis çok yoğun, toplantılar çok havalı görünür ama günün sonunda ana gemi yerinde saymaktadır.

Burada kendimize sormamız gereken o rahatsız edici soruyu sormak zorundayız: Bu yeni fırsata "evet" dememizin sebebi gerçekten büyüme stratejimiz mi, yoksa ana işimizin zorlayıcı, sıkıcı ve bazen tıkanan noktalarından kaçmak için bir sığınak mı arıyoruz? Çoğu zaman yeni bir özellik eklemek veya farklı bir pazara göz kırpmak, mevcut üründeki zor bir problemi çözmekten daha kolay ve eğlenceli gelir. Yeni bir heyecan, kurucunun dopamin ihtiyacını karşılar ama girişimin köklerini zayıflatır. Bir kuyu kazarken, her on metrede bir yer değiştirirseniz asla suya ulaşamazsınız. Sadece bahçesi delik deşik edilmiş, yorgun bir kazıcı olarak kalırsınız.

"Hayır" diyebilmek, sadece bir kelimeyi telaffuz etmek değildir. Bu, kendi vizyonuna duyulan sarsılmaz bir güvendir. Yatırımcıların veya büyük iş ortaklarının "şunu da yapsanız harika olur" dediği noktada, nazikçe ama kararlılıkla "bu bizim önceliğimiz değil" diyebilen kurucuların, uzun vadede nasıl fark yarattığını defalarca gördüm. Çünkü o "hayır", aslında en önemli olan şeye devasa bir "evet" demektir. Odağı korumak, sadece neyi yapacağınızı seçmek değil, neleri yapmayacağınızı her gün yeniden belirlemektir.

Girişimcilik ekosisteminde "fırsatları değerlendirmek" kutsanan bir kavramdır. Ancak olgun bir girişimci, her fırsatın bir maliyeti olduğunu bilir. Kapınıza gelen her fırsat, aslında cebinizden ve zamanınızdan çalmaya aday birer hırsız olabilir. Eğer bugün masanızda beş farklı iş birliği, üç farklı ürün geliştirme fikri ve iki farklı pazar arayışı varsa, muhtemelen hiçbirinde tam anlamıyla başarılı olamayacaksınız. Derinleşmek, yüzeyde yayılmaktan çok daha zordur ve çok daha fazla sabır ister. Ama asıl değer, o derinlikte saklıdır.

Sonuçta bir girişimciyi kahramanlaştıran şey her şeye yetişmesi değil, neyin feda edileceğini bilmesidir. Seçim yapmak, vazgeçmektir. Eğer hiçbir şeyden vazgeçemiyorsanız, muhtemelen hiçbir şeyi tam olarak sahiplenememişsinizdir. Odağınızın dağıldığını hissettiğiniz anlarda durun ve bakın; heyecan mı kovalıyorsunuz yoksa gerçekten inşa mı ediyorsunuz? Cevap bazen canınızı yakabilir ama sizi asıl gitmek istediğiniz yere o cevap götürecektir.

Kulağa Küpe

En tehlikeli sapmalar, en mantıklı görünen tekliflerle başlar

Girişimcilikİş kurma rehberleriMentör
Melih UMAR
Melih UMAR
Girişimcillik ve Dijital Dönüşüm Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.