Sonsuz Maraton: Girişimcilikte "Oldum" Demenin Tehlikesi
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Bir yılı, elli iki haftayı, sayısız gözlemi ve sahanın o tozlu gerçeklerini geride bırakıyoruz. Bu süreçte girişimciliğin sadece bir iş kurmak değil, bitmek bilmeyen bir karakter sınavı olduğunu beraberce konuştuk. Ancak bu yolculuğun en sinsi tuzağı, finiş çizgisine ulaştığınızı sandığınız o andır. Girişimcilikte "oldu bu iş" dediğiniz, arkanıza yaslanıp başarıyı bir varış noktası olarak kabul ettiğiniz gün, aslında gerilemenin başladığı gündür. Sahada gördüğüm en büyük yıkımlar, en büyük zaferlerden hemen sonra, kurucunun o tehlikeli konfor alanına yerleşmesiyle başlar.

Benim yaşadığım ve mentörlük yaptığım ekiplerde gözlemlediğim bir gerçek var: Girişimcilik lineer bir yol değil, sonsuz bir döngüdür. Bir problemi çözersiniz, karşınıza iki yeni problem çıkar. Bir yatırım turunu kapatırsınız, sorumluluklarınız iki katına çıkar. "Başardım" duygusu, insanı zihinsel olarak hantallaştıran bir uyuşturucu gibidir. Oysa gerçek girişimci, her sabah masaya ilk günkü merakı ve son günkü ciddiyetiyle oturan kişidir. Piyasa koşullarının, teknolojinin ve müşteri beklentilerinin saniyeler içinde değiştiği bir dünyada, "oldum" demek, değişime kapıları kapatmaktır.

Türkiye ekosisteminde çokça şahit olduğum bir başka durum ise "başarı sarhoşluğu"dur. Birkaç ödül almak, bir dergi kapağında görünmek ya da LinkedIn’de binlerce beğeni toplamak, girişimin gerçek sağlığıyla karıştırılıyor. Oysa şirketiniz, siz alkışlanırken de hata yapmaya, pazar payı kaybetmeye veya teknik borç biriktirmeye devam eder. Ben tecrübelerimden biliyorum ki; en büyük hatalar başarısızlık dönemlerinde değil, her şeyin yolunda gittiği sanılan o rehavet anlarında yapılır. Zirveye çıkmak zordur ama orada kalmak, sürekli bir "öğrenci zihniyeti" gerektirir.

Bu 52 haftalık serüven boyunca hep vurguladığım bir şey vardı: Girişimcilik zor bir yolculuktur ve bunu seçen herkes saygıyı hak eder. Ancak bu saygı, statik bir duruşa değil, sürekli bir dönüşüme verilir. Fırtınalı denizlerde kaptanlık yapmayı, müşterinin gözünün içine bakmayı, başarısızlığı göğüslemeyi ve ekip olmayı konuştuk. Tüm bunların ortak paydası, kurucunun kendi ego bariyerlerini aşabilme becerisidir. Eğer 52 hafta sonunda cebinizde tek bir şey kalacaksa, o da "asla tam olarak oldum dememe" disiplini olmalıdır.

Girişimcilikte son yoktur; sadece yeni seviyeler ve o seviyelerin yeni canavarları vardır. Bugün geldiğiniz nokta, yarın gideceğiniz yerin sadece bir basamağıdır. Bu maratonu bitirenler, bitiş çizgisini arayanlar değil, koşmanın kendisini bir yaşam biçimi haline getirenlerdir. Yol boyunca ayağınıza taşlar takılacak, bazen nefesiniz kesilecek, bazen de herkes sizi alkışlayacak. Önemli olan, tüm bu gürültünün içinde kendi iç sesinizi, o ilk günkü heyecanınızı ve sahanın çıplak gerçeklerini duyabilmektir.

Kulağa Küpe: Girişimcilikte zirve yoktur, sadece manzaranın değiştiği yeni tırmanışlar vardır.

GirişimcilikStartupSaha analizi
Melih UMAR
Melih UMAR
Girişimcillik ve Dijital Dönüşüm Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.