
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Mentörlük ve danışmanlık deneyimlerimde şunu fark ettim: Ne istediğini bilen ve gerektiğinde hayır diyebilen girişimler çok daha hızlı ilerliyorken, bunu yapamayan girişimler ise yerinde sayıyor ya da geri kalıyor. Belki de odaklanma ve önceliklendirme problemlerinin başında ülke olarak sık görülen bu “Hayır Diyememe Hastalığı” (People Pleasing Syndrome) yatıyordur.
Bu konuyu biraz daha genişlemesine incelemeye karar verdim. Bu problemi anlamak için iki taraflı olarak da incelemek lazım: hem girişimcinin hayır diyememesi hem de girişimciye hayır denilememesi. Eminim bu yazıyı okuyan hemen hemen herkes hayır diyememenin bizim kültürümüzde ne kadar yaygın bir hastalık olduğu konusunda benimle hem fikir olacaktır.
“Hayır” demek cesaret ister. Başkaları kırılır, alınır mı, beni sevmezler mi, hakkımda olumsuz düşünürler mi gibi sorular içinde yaşamını düzenleyen biri “hayır” diyemez.
Doğan Cüceloğlu
Normalde girişimler/girişimciler görüştükleri çoğu müşterinin veya yatırımcının ürünü çok beğendiğini ve çok sevdiğini düşünür. Problemin diğer boyutu da bu aslında. Biz girişimciye net görüşlerimizi ifade etmezsek onların yaptıkları yanlışların farkına varamamasına ve zaman kaybetlemelerine sebep oluruz. Genelde toplum olarak sorumluluktan kaçıyoruz. Bir gün girişim başarılı olursa diye görüşlerimizi net olarak ifade etmekten çekiniyoruz. Bu da kronik bir probleme sebep oluyor. Her şey çok güzel ama süreçler bir türlü gerçek bir ticaret ya da projeye dönüşemiyor. İncelemeler ve gereksiz toplantılar ile sadece zaman kaybediyoruz.
“Hayır ben bu projeyi yapamam”, “hayır ben bu toplantıya katılamam” vb ifadelerde kabalık ve nezaketsizlik olarak algılanıyor. Kısaca bu kültürel mirası girişimciliğe ve iş yapış tarzımıza da taşıdığımız için “Hayır diyememe hastalığı” girişimciliği ciddi anlamda olumsuz etkileyebiliyor.
Neden girişimciler için daha tehlikeli?
Müşteri veya fırsat kaybetme korkusu, yatırımcıyı memnun etme baskısı ve “her fırsatı değerlendirmeliyim” düşüncesi, People-Pleasing’i girişimcilik dünyasında normalmiş gibi gösteriyor. Oysa her “evet”, başka bir şeye “hayır” demektir. Sonuç olarak girşimciler çoğunlukla kendi zamanını, enerjisini veya vizyonunu yanlış yerde harcamış oluyor.
Warren Buffett — Hayır Diyebilme
Warren Buffet tüm zamanların en önemli iş insanlarından ve yatırımcılarından biri olarak başarısının temel etkenlerinden birisinin de öncelikleri belirleme ve zamanı etkili kullanma olduğunu belirtiyor.
Buffett, “Başarılı insanlar ile gerçekten başarılı insanlar arasındaki fark, gerçekten başarılı insanların neredeyse her şeye ‘hayır’ demesidir.”
Warren Buffett’ın bu yaklaşımı, girişimcilik ve yatırım dünyasında “Odaklanmış Seçicilik” (Focused Selectivity) olarak adlandırılan stratejik bir yönetim anlayışıdır. Buffett’a göre, “Gerçekten başarılı insanlar, “hayır”ı doğru yerde kullanırlar.
Girişimciler için…
Kısaca gereksiz olan tüm toplantılara, etkinliklere, yemeklere hayır diyebilmek aslında zamanı doğru kullanmanın en temel yoludur. Girişimci için ise zaman çok önemli bir sermayedir.
- Odak, kaynak yönetimidir: Girişimci olarak zaman, enerji ve sermaye sınırlı kaynaklardır. Her istenen özelliği ürüne eklemek veya her fırsata atlamak, bu kaynakların israfına ve ana hedeften sapmaya (dağılmaya) neden olur.
- “Hayır” Demek, Stratejik Bir “Evet”tir: Her şeye hayır demek, sadece “en önemli” birkaç şeye odaklanmak için alan yaratır.
- “Won’t Do” (Yapılmayacaklar) Listesi: Başarılı girişimciler, yapmak istediklerini belirledikten sonra, geri kalan her şeyi “her ne pahasına olursa olsun kaçınılacaklar” listesine eklenmelidir.
- Yoğunluk verimlilik değildir: Her toplantıya katılmak veya her müşteriye “evet” demek sizi meşgul eder ancak etkili kılmaz. Başarı, çok iş yapmakta değil, doğru işi mükemmel yapmaktadır.
Durmak…
Girişimci vaktini doğru ve etkin kullanabildiğinde akışın içerisinde durabilecek ve strateji kararları daha doğru alabilecektir. Akış içerisinde gereksiz telaşa kapılmayacaktır.
Timur ve Delhi Seferi
1398 yılında Delhi kuşatmasında Timur’un ordusu daha önce hiç karşılaşmadıkları Hint filleri karşısında korku yaşamışlardı. Timur’un bu telaş işinde istirahata çekilerek uyuması ve sonra karar vermek üzere komutanları toplaması durmak konusuna çok iyi bir örnek olabilir. Karar olarak tüm develerin toplanmasını, birbirine zincirlenmesini ve ateş yakılmasını istemiştir. Bu ateşi gören filler korkarak geri kaçmış ve kendi askerlerini ezmiştir. Günümüzde olsaydı muhtemelen karar vermek için ilgili komutanlarla onlarca toplantı yapardık. Çünkü her şeye yetişmekten oturup da düşünecek vaktimiz olmazdı. Girişimler için de bu geçerli, girşimci ne kadar telaşlı olursa bu ekibin iş yapış tarzına da yansıyor.
Durmak konusu girişimci içinde geçerli çoğu girişimci sürekli koşarak aslında kendi kendini çok çalışıyor olarak tatmin ediyor. Belki de yüzleşmesi gereken bir çok problemi ertelemek için de bir yöntem de olabilir. Kısaca zamanın verimliliği arttırkça bu tür “durma”lar da artacaktır.
Sonuç Olarak…
Girişimci “Hayır”ı “Evet”den çok kullanmalıdır. Bu şekilde tüm toplantılarının, seyahatlerinin ve etkinliklerinin arasında durabilecektir. Bu durmalarında da düşünmeye vakti olacak ve daha stratejik konulara zaman ayırabilecektir.
Bence iyi bir girişimciyi ayıran en temel özelliklerden biri de “Evet”i ve “Hayır”ı etkin kullanabilmesidir.
GirişimcilikPeople pleasing syndromeStartup ekosistemiTürkiye


Yorum Yap