Bana Daldan Düşeni Getirin
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Girişimcilik Ekosisteminde Empatiyi Yeniden Hatırlamak

“Bana daldan düşeni getirin.”

Bu cümle ilk duyulduğunda sert gibi gelir.
Ama içinde sertlikten çok hakikat vardır.
Bu bir meydan okuma değildir.
Bu bir filtre de değildir.
Bu cümle, hayatı yaşamış olanların, yaşanmamış hikâyelerden sıkıldığı bir yerde kurulur.

Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, düşerek öğrenir.
Bazı dersler kitapta yazmaz, sahnede anlatılmaz.
Bazı tecrübeler sadece aynı yerden düşmüş olanların gözünde tanınır.

Girişimcilik de tam olarak böyledir.

Girişimcilik: Yükseğe Çıkmayı Göze Almak

Girişimci olmak; konforu geride bırakmaktır.
Belirsizliği seçmektir.
Henüz olmayan bir geleceğe, bugünden emek vermektir.

Girişimci; “kolay” olanı değil, “doğru olduğuna inandığı” yolu seçer.
Bu yol bazen yalnızdır, bazen sessiz, bazen de çok kalabalık ama yine de yapayalnızdır.

Ve evet…
Bu yol genellikle yükseğe çıkar.

Daha büyük hayaller, daha büyük sorumluluklar, daha büyük riskler…
Ama her yükselişin bir gerçeği vardır:

Yüksekten düşmek daha can yakar.

İşte bu yüzden girişimcilik, sadece başarı hikâyeleriyle anlatılamaz.
Çünkü bu yolun yarısı tırmanışsa, diğer yarısı tutunma mücadelesidir.

Her Girişimci Bir Gün Mutlaka Düşer

Bu bir temenni değil.
Bir kehanet hiç değil.
Bu, istatistiksel bir gerçekliktir.

Girişimci düşer.

• Yanlış ortak seçimiyle düşer
• Zamanlaması yanlış bir yatırım turunda düşer
• Nakit akışı kuruduğunda düşer
• Ekibin dağıldığı bir anda düşer
• Pazarın sandığından küçük olduğunu fark ettiğinde düşer

Ama en çok nerede düşer biliyor musunuz?

Kendine olan inancının sarsıldığı yerde.

Ve bu düşüşler dışarıdan çoğu zaman görünmez.
Çünkü girişimci, düşerken bile “ayakta görünmeyi” öğrenmiştir.

Toplantıya girer.
Sunum yapar.
Motivasyon konuşması yapar.
LinkedIn’de umut dolu bir paylaşım yapar.

Ama gece olduğunda, sessizlikte şu soru gelir:

“Ben bu işi gerçekten biliyor muyum?”

Düşmek Romantik Değildir

Evet, ekosistemde “fail fast” denir.
Evet, sahnelerde “iyi ki battım” hikâyeleri anlatılır.
Evet, podcast’lerde başarısızlık neredeyse bir madalya gibi sunulur.

Ama işin mutfağı öyle değildir.

_Düşmek_;
utandırır.
yorar.
yalnızlaştırır.

Banka hesabına bakarken mide sıkışır.
Ekibin gözlerine bakarken kelimeler boğazda düğümlenir.
Aileyle yapılan sohbetler kısa kesilir.

Ve en zoru şudur:
Anlatamazsın.

Çünkü herkes çözüm ister.
Ama sen bazen çözüm değil, anlaşılmak istersin.

Ekosistemin Kör Noktası: Yukarıdan Konuşmak

Girişimcilik ekosisteminde bilgi bol.
Tecrübe var.
Panel var.
Mentor var.

Ama empati eksik.

Çünkü çoğu zaman konuşanlar;
hala o daldan düşmemiş olanlar
ya da düştüğünü unutmuş olanlar.

Herkes reçete yazıyor:
– Pivot yap
– Daha agresif büyü
– Pazarı yanlış seçmişsin
– Takımı değiştir
– Daha dayanıklı ol

Ama çok az kişi şunu söylüyor:

“Ben de buradan düştüm. Canım yandı.”

Oysa girişimci için en kıymetli cümle budur.

Empati, nasihat değildir.
Empati, yukarıdan bakmak değildir.
Empati, “senin yerinde olsam” demek hiç değildir.

Empati, aynı yerden geçmiş olmaktır.

“Bana Daldan Düşeni Getirin” Ne Demektir?

Bu cümle, başarı çağrısı değildir.
Bu cümle, CV filtresi hiç değildir.

_Bu cümle şunu söyler:_

“Hayatla temas etmiş olanlar gelsin.”

Daldan düşen bilir:
• Risk nedir
• Kaybetmek nedir
• Beklemek nedir
• Umutla korkunun aynı anda taşınması nedir

Daldan düşen bilir ki;
girişimcilik sadece fikir değildir.
Psikolojidir.

Ve psikolojiyi en iyi, yara izi olanlar anlar.

Girişimciyi Düşerken Yalnız Bırakan Ekosistem Büyüyemez

Eğer bir ekosistem sadece kazananları konuşuyorsa,
orada sürdürülebilirlik yoktur.

Çünkü girişimci düştüğünde;
– Bir fikir çöpe gider
– Bir ekip dağılır
– Bir hayal sessizce söner

Ama girişimci ayağa kalkarsa;
o tecrübe bu ülkenin ortak hafızasına dönüşür.

Mentorluk burada anlam kazanır.
Tekmerler burada anlam kazanır.
Yatırımcılar burada sınanır.

Gerçek destek;
girişimci zirvedeyken değil,
düştüğünde verilen destektir.

Dayanıklılık Yeni Başarı Kriteri Olmalı

Artık girişimcilikte şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Kim kazandı?” değil,
“Kim ayakta kaldı?”

Çünkü asıl fark yaratanlar;
ilk seferde kazananlar değil,
ikinci kez denemeye cesaret edenlerdir.

Dayanıklılık, yeni zekâdır.
Dayanıklılık, yeni liderliktir.
Dayanıklılık, yeni başarıdır.

Ve bu dayanıklılık, en çok daldan düşmüş olanlarda vardır.

Aynı Daldan Düşenler Sessizce Anlaşır

Girişimcilik bir güç gösterisi değildir.
Bir dayanma yolculuğudur.

Bugün yolun açıksa, şükret.
Ama düştüğün günleri unutma.

Bugün ayaktaysan,
seni tutan eli hatırla.

Ve bir gün biri sana sessizce gelip
“Ben de düştüm” derse…

Akıl verme.
CV sorma.
Geçmişi didikleme.

Sadece şunu söyle:
“Anlıyorum.”

Çünkü bazen bir girişimcinin yeniden ayağa kalkması için
bir yatırım değil,
bir hızlandırma programı değil,
bir panel değil…

Bir insan yeter.

Ve evet, bu ekosistemin gerçekten büyümesi için
bize en çok
daldan düşenler lazım.

GirişimcilikGirişim ekosistemi
İsa UYSAL
İsa UYSAL
Orion Tekmer Genel Müdürü

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.