
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi üzerine konuştuğumuzda herkesin dilinde aynı klişeler var: “Ekosistemi büyütmeliyiz, girişimcileri desteklemeliyiz, inovasyonun yanında olmalıyız.” Peki gerçekler ne? Kaç kurum, kaç paydaş gerçekten bu sözlerin altını dolduruyor? Kaçı, sadece vitrinde görünmek için “muş gibi” yapıyor?
Ben bugün biraz can acıtacak bir şey söyleyeceğim: Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin en büyük sorunu sermaye eksikliği, mevzuat ya da yetenek göçü değil. Asıl sorun, ekosistemi destekliyormuş gibi yapan, aslında hiçbir katkı sağlamayan, “müş gibi paydaşlar.”
“Destekliyormuş Gibi” Sendromu
Türkiye’de her yıl yüzlerce etkinlik yapılıyor. Paneller, konferanslar, seminerler, lansmanlar… Hepsinde aynı yüzleri görüyoruz. Konuşmacılar sahneye çıkıyor, kalıplaşmış cümleleri sıralıyor:
“Gençler bizim geleceğimiz.”
“Girişimcilik, Türkiye’nin kalkınmasının motorudur.”
“Biz de bu ekosistemin en büyük destekçisiyiz.”
Sonra? Sonrası yok. Çünkü sahnede edilen sözler, kuliste verilen destek vaatleri, etkinlik sonrası hiçbir somut adıma dönüşmüyor. Bu söylemlerin büyük bir kısmı, PR çalışmasının ötesine geçemiyor. İşte bu yüzden girişimciler, “destekleniyoruz” sanarken aslında yalnız kalıyor.
Gerçek Destek Nedir, Ne Değildir?
Gerçek destek;
Girişimcinin önünü açacak iş birliği fırsatları yaratmaktır.
Fon sağlamak, mentorluk vermek, pazar erişimi sunmaktır.
Risk almak, emeğini ve zamanını ortaya koymaktır.
Destek değilmiş gibi gösterilenler ise şunlar:
Bir etkinlikte fotoğraf çektirip sosyal medyada “ekosisteme katkı” postu atmak.
Girişimcilerle kahve içip sonra hiçbir şey yapmamak.
Sponsorluk görüşmelerinde sınırsız vaat verip ardından geri çekilmek.
Bir girişimin başarısını kendi kurumsal hikâyesine malzeme yapmak.
Kısacası, girişimcilik ekosisteminde “mış gibi” yapanların sayısı, gerçek destekçilerin sayısından daha fazla.
Türkiye’den Somut Örnekler
Bugün Türkiye’de bazı kurumlar var ki, girişimciliği gerçekten sahipleniyor. TÜBİTAK’ın BiGG desteği, KOSGEB’in Tekmer destekleri, bazı özel fonların sahaya inmesi gibi örnekler kıymetli. Fakat aynı zamanda, sadece “destek görüntüsü” vermekle yetinen yüzlerce aktör var.
Üniversiteler: Çoğu üniversite girişimcilik kulübü kuruyor, ama bu kulüplerin bütçesi yok, mentoru yok, yol haritası yok. Sadece bir tabela var.
Kurumlar: Holdingler “açık inovasyon” programı açıyoruz diyor, girişimleri çağırıyor. Sonra bu girişimlerin yüzde 90’ına geri dönüş bile yapılmıyor.
Kamu aktörleri: Protokoller, imzalar, lansmanlar… Ama icraat? Kâğıt üstünde kalıyor.
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Türkiye’de girişimciliğin en büyük düşmanı “düşman” değil, sahte dostlar.
Neden Tehlikeli?
“Mış gibi” yapan paydaşların en büyük zararı, ekosistemin güvenini sarsmaları. Bir girişimci, üçüncü kez aynı hayal kırıklığını yaşadıktan sonra artık kimseye güvenmiyor. Mentora güvenmiyor, kuruma güvenmiyor, yatırımcıya güvenmiyor. Bu güven erozyonu, ekosistemin gelişmesini engelliyor.
Düşünün:
Bir girişimci, program başvurusu yapıyor, sunumunu hazırlıyor, günlerini harcıyor. Sonra hiçbir geri bildirim alamadan kapı yüzüne kapanıyor. Bu sadece bir kayıp değil; aynı zamanda girişimcinin motivasyonunu yok eden bir darbe.
Ego-sistem Tehlikesi
Ben buna “Ego-sistem” diyorum. Herkes “ekosistem” diyor ama aslında birçok paydaş kendi egosunu tatmin etmeye çalışıyor:
“Bizim logomuz da bu etkinlikte olsun.”
“Şu girişimi biz desteklemiştik diye duyuralım.”
“Bu fonlama haberinde ismimiz geçsin.”
Ama iş gerçekte girişimciye ne kazandırdın sorusuna geldiğinde, koca bir boşluk. İşte bu yüzden, Türkiye’de girişimciliğin büyümesi için önce “müş gibi” yapanları ayıklamamız gerekiyor.
Çözüm Var mı?
Elbette var. Ama çözüm, önce çıplak gerçeği kabul etmekle başlıyor.
Somut ölçütler koymalıyız. Bir kurum, “ekosistemi destekliyoruz” diyorsa, bunun karşılığında kaç girişime yatırım yaptı, kaçına pazar açtı, kaçına mentorluk verdi? Rakamlarla konuşmalıyız.
Hesap verilebilirlik talep etmeliyiz. PR için sahneye çıkan her kurum, yıl sonunda ekosisteme sağladığı katkıyı raporlamalı.
Girişimciler bilinçlenmeli. Destek görüntüsü veren ama aslında bir şey yapmayan aktörlere zaman kaybetmemeli.
Girişimcilere Çağrı
Sevgili girişimciler, şunu unutmayın: Bu yol zorlu bir yol. Karşınıza çıkacak her “destek” vaat edenin yanında olacağını sanmayın. Sizi gerçekten destekleyenle, sadece fotoğraf çektirmek isteyen arasında farkı görmek zorundasınız.
Sorun, destek verilmemesi değil. Sorun, destek veriliyormuş gibi yapılması. Çünkü bu, hem zamanınızı çalıyor hem de güveninizi yıkıyor.
Son Söz: Gerçekten Kim Yanımızda?
Ben İsa Uysal olarak, bu ekosistemin içinde yıllardır varım. Yüzlerce girişimciyle konuştum, yüzlerce kurumla masaya oturdum. Çok şey gördüm, çok şey duydum. Ve şunu net olarak söyleyebilirim: Girişimcilik bir yolculuksa, bu yolculukta yanımızda gerçekten yürüyenlerle ilerleyeceğiz. “Mış gibi” yapanlarla değil.
Ekosistemimizi büyütmek istiyorsak önce aynaya bakmalıyız. Destekliyor muyuz, yoksa sadece destekliyormuş gibi mi yapıyoruz? İşte bütün mesele bu.
GirişimcilikGirişim ekosistemi






Yorum Yap