
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Ekosistem Değil, Ego-sistem mi?
Birlikte büyümek varken neden yalnız parlıyoruz?
Paylaşmanın Gücü Nerede?
Türkiye girişimcilik ekosistemi uzun yıllardır bir sıçrama yapmak için bekliyor. Girişimler çoğalıyor, teknoparklar genişliyor, yatırım fonları kuruluyor, üniversiteler teknoloji transfer ofisleriyle övünüyor. Ama sahi, biz gerçekten bir “ekosistem” mi kurduk, yoksa herkes kendi köşesinde “ego-sistem”ini mi inşa ediyor?
Bu yazı, girişimcilik dünyasındaki aktörler arasında neden kalıcı ve gerçek bir bağ kurulamadığını sorgulamak hem eleştiriyi hem de çözüm önerilerini ortaya koymak için kaleme alındı. Birlikte değil, parça parça büyümeye çalışmanın bedelini artık çok ağır ödüyoruz.
Akademi, Özel Sektör, STK ve Kamunun Kopukluğu
Gelin itiraf edelim:
Üniversiteler teoriyi konuşuyor, teknoparklar yapı stoğunu doldurmakla meşgul, yatırımcılar yalnızca “güvenli liman” arıyor, STK’lar ise birbirinden habersiz projelerle görünür olmaya çalışıyor.
Bu tabloyu her gün tekrar tekrar yaşıyoruz:
Bir girişimci akademik bilgiye ulaşmak istiyor ama kapılar kapalı.
Bir teknopark, özel sektörle iş birliği arıyor ama kimse geri dönmüyor.
Bir kamu kurumu, girişimcilik için fon veriyor ama sahadan kopuk.
Sonuç? Herkes aynı sorunu çözmeye çalışıyor ama kimse diğerinin çözümünden faydalanmıyor.
Sorun Rekabet Değil, Rekabetsizlik
Girişimcilik dünyasında rekabet elbette olmalı ama bu rekabet “ben daha görünür olayım”, “o programa katılmasın”, “şu etkinliği ben organize edeyim” yarışına döndüğünde, işin ruhu kayboluyor.
Rekabetin olması gereken yer:
Girişimciler arasında inovasyon rekabeti
Programlar arasında nitelik rekabeti
Yatırımcılar arasında destek ve kaynak rekabeti
Ama maalesef bizdeki rekabet, paylaşmama üzerine kurulu.
Bilgiyi paylaşmıyoruz. Başarıyı paylaşmıyoruz. Sahneyi paylaşmıyoruz. Bu yüzden büyüyemiyoruz.
Paydaşlar Masaya Oturmalı, Ama Gerçekten
Eğer bir ülke olarak teknolojiye dayalı kalkınma hedefliyorsak, artık konuşmayı değil koordineli hareket etmeyi öğrenmemiz gerek.
Girişimcilik ekosisteminin paydaşları:
-Üniversiteler
-Teknokentler / Tekmerler
-Yatırımcılar
-STK’lar
-Kamusal kurumlar
-Özel sektör ve sanayi odaları
Bu kurumlar arasında yalnızca seminer salonlarında değil, eylem planlarında birlik olmalı.
İş Birliği Kültürü Nasıl Oluşur?
Sadece ortak projelerle değil, ortak vizyonla.
Sadece aynı sahneyi paylaşarak değil, aynı problemi çözmeye çalışarak.
Sadece iş birliği protokolleriyle değil, gönüllü destek ve mentorlukla.
Bir örnek vereyim:
THK&Orion Tekmer olarak, girişimcilerimizin KOSGEB desteklerine ulaşabilmeleri için yalnızca duyuru yapmıyoruz. Bizzat danışmanlık veriyoruz, bağlantılar kuruyoruz, hatta yatırımcılarla tanıştırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki sadece kapı açmak yetmez, o kapıdan içeri birlikte geçmek gerekir.
Ekosistemi “Sahici” Kılmak İçin 5 Öneri!
1-Ortak Veri Havuzu Oluşturulmalı
Her kurum elindeki girişim verisini, yatırım verisini şeffaf şekilde paylaşmalı.
2-Etkinlikler Birbirinden Haberdar Olmalı
Aynı şehirde, aynı gün içinde 3 farklı “girişim zirvesi” mi olur?
3-Mentorluk Kurumsallaşmalı
Sadece gönüllü mentor değil, etkisi ölçülen profesyonel mentorluk ağı şart.
4-Yatırımcılar Bölgesel Çeşitliliği Gözetmeli
Tüm yatırımlar İstanbul’a değil, Anadolu’daki girişimlere de yayılmalı.
5-Üniversite-Sanayi İş Birliği Kâğıtta Kalmasın
Laboratuvarlar, test merkezleri, projeler açılmalı; birlikte yürütülmeli.
Sonuç: Birlikte Parlayabiliriz
Tek başına parlayan yıldızlar, sistem kurmaz.
Sistem, gökyüzünü aydınlatan takım yıldızlarıyla olur.
Şimdi yeniden soralım:
Gerçekten bir ekosistem kurmak istiyor muyuz?
Yoksa her zamanki gibi, kendi küçük başarılarımızla mı yetineceğiz?
Ben THK&Orion Tekmer olarak bu yazıyı bir çağrı olarak görüyorum:
Gelin, birlikte düşünelim. Birlikte üretelim. Gerçek iş birlikleri kuralım.
Kapılarımız size açık, masamız ortak akla açık.
Girişimcilik






Yorum Yap