Kar Tablosu Yaşatmaz, Nakit Yaşatır
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Girişimcilik dünyasında kutlamalar genellikle imzalanan büyük sözleşmeler, açıklanan yeni yatırım turları veya kâğıt üzerinde patlama yapan satış rakamları üzerinden yapılır. Bir kurucunun sosyal medyada gururla paylaştığı o ekran görüntülerinin arkasında çoğu zaman harika bir ciro tablosu vardır. Ancak sahaya indiğinizde, o parlak ışıklar söndüğünde ve gece yarısı bilgisayarla baş başa kaldığınızda sizi uykusuz bırakan şey ciro değildir. Sizi uykusuz bırakan, ayın sonunda çalışanların maaşını ödeyip ödeyemeyeceğiniz, sunucu faturalarını karşılayıp karşılayamayacağınızdır. Bir şirketi fikir öldürmez, rekabet de her zaman bitirmez; girişimlerin çok büyük bir kısmı kasada para kalmadığı için sessizce veda eder.

Mentörlük yaptığım girişimlerde ve kendi geçmiş deneyimlerimde bu senaryoyu defalarca farklı kılıflarda izledim. Masada muazzam bir anlaşma vardır, fatura kesilmiştir ve kâğıt üzerinde şirket tarihin en kârlı çeyreğini geçirmektedir. Ekipte haklı bir sevinç havası hakimdir. Fakat o faturanın vadesi 90 gündür. Müşteri kurumsal bir devdir, ödeme süreçleri hantaldır ve o para kasaya girene kadar önünüzde geçirilmesi gereken koskoca üç ay vardır. Şirket kâğıt üzerinde kârlıdır ama kasada sıfır lira vardır. Gelir tablosundaki o yüksek rakamlar, kapıya dayanan kirayı veya operasyonel giderleri ödemeye yetmez. İşte 'büyürken batmak' dediğimiz kavram tam olarak burada doğar.

Pek çok yeni girişimci kâr ile nakit akışı arasındaki o hayati farkı ne yazık ki duvara tosladıktan sonra öğrenir. Muhasebesel olarak kârlı görünmek bir ilüzyon yaratabilir. Müşterilerinizin size borçlu olması, sizin çalışanlarınıza veya tedarikçilerinize olan sorumluluklarınızı ertelemez. Kendi kendime ve masasına oturduğum kuruculara sık sık şu soruyu sorarım: Bugün yeni hiçbir satış yapmasanız, mevcut alacaklarınızın bir kısmı gecikse, kasadaki net paranızla bu şirketi kaç ay yaşatabilirsiniz? Bu soruya verilen yanıt genellikle sunumlardaki o özgüvenli havayı dağıtır ve yerini acı ama gerekli bir gerçekliğe bırakır.

Sahada gördüğüm en kritik yanılgılardan biri de yatırıma veya gelecekteki tahsilatlara güvenerek harcama temposunu artırmaktır. "Nasıl olsa iki ay sonra ödeme gelecek" diyerek büyütülen bir ekip, genişletilen bir ofis veya artırılan pazarlama bütçesi, ödemede yaşanacak küçücük bir aksamada domino etkisi yaratır. Piyasa koşulları değişir, müşterinin iç onay mekanizması tıkanır, kriz çıkar ve o tahsilat gecikir. Ancak sizin sabit giderleriniz bir gün bile gecikmeyi kabul etmez. Kasadaki nakit, şirketin kan dolaşımı gibidir. Kan akışı durduğunda beyindeki fikrin ne kadar dahiğane olduğunun bir önemi kalmaz.

Nakit akışını yönetmek, yatırımcı sunumları hazırlamak ya da yeni bir ürün özelliği tasarlamak kadar havalı bir iş değildir. Hatta çoğu zaman sıkıcı, yorucu ve insanı sürekli tedbirli olmaya zorlayan bir disiplindir. Alacak takibini bir muhasebe detayı değil bir hayatta kalma mücadelesi olarak görmek gerekir. Her müşteriye, her projeye aynı heyecanla atılmadan önce ödeme vadelerini ve tahsilat risklerini tartmak bir zorunluluktur. Erken aşamada bir girişim için en iyi satış, parası kasaya en hızlı giren satıştır. İskonto verip nakit tahsilatı hızlandırmak, kâğıt üzerinde yüksek kârlı görünen ama vadesi belirsiz bir sözleşmeyi beklemekten çok daha sağlıklı olabilir.

Bu gerçekleri konuşmak girişimcilik ruhunu karartmak veya cesareti kırmak için değildir. Aksine, kurduğunuz yapının fırtınalara dayanıklı olmasını sağlamak içindir. Girişimcilik sadece büyük bir vizyona sahip olmak değil, o vizyona giden yolda benzininizin bitmesine izin vermemektir. Masadaki riskleri görmek, paranızın ne zaman biteceğini günü gününe bilmek ve karar alırken kasadaki net gerçekliğe dayanmak romantizmin ötesinde bir olgunluk gerektirir. Yola çıkan her kurucu bu stresle bir noktada yüzleşir. Yalnız değilsiniz; bu kaygıyı yaşayan, tablolara bakıp derin nefes alan binlerce insan var. Önemli olan, o nefesi doğru zamanda ve doğru disiplinle yönetebilmektir.

Büyümek heyecan vericidir ve risk almadan yol yürünmez. Ancak büyümenin maliyetini nakit akışıyla destekleyemiyorsanız, hızınız avantajınız değil sonunuz olur. Kasadaki paraya hürmet etmek, hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayalleri yaşatacak tek zemini korumaktır.

Kulağa Küpe: Gelir tablosu gururunuzu, nakit akışı ise şirketinizi yaşatır.

Nakit akışıGirişimcilikNakit akışı yönetimiGirişim finansmanıKârlılıkStartupFinansal yönetimTahsilat yönetimiSürdürülebilir büyümeGirişim yönetimiStartup finansmanı
Melih UMAR
Melih UMAR
Girişimcillik ve Dijital Dönüşüm Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.