
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Türkiye'de bir kurucunun bir başka kurucuya en sık sorduğu soru şudur: "Yatırım aldınız mı?" İkinci sorusu: "Ne kadar büyüdünüz?" Üçüncü sorusu, eğer hâlâ aynı masada oturuyorlarsa: "Çıkış stratejiniz ne?"
Hiçbir kurucu birbirine şunu sormaz: "Kâr ediyor musunuz? Maaşları zamanında ödüyor musunuz? Pazartesi sabahları işe gitmek hâlâ keyifli mi?"
Çünkü bu soruların cevabı bir başarı olarak görülmüyor. Türkiye'nin girişim ekosisteminde küçük olmak, sessizce "yetersiz olmak" anlamına geliyor.
Tek Reçete: Büyü, Büyü, Büyü
Bir kurucu yola çıktığı andan itibaren etrafına dizilen koro hep aynı şarkıyı söylüyor: "Pazarın daha büyük olmalı." "TAM'ın yeterli değil." "Bu rakamlarla ölçeklenemezsin." "Seri A'ya hazır mısın?" "Çıkış nerede?"
Yatırımcılar bu şarkıyı söylüyor çünkü iş modelleri buna mecbur — fonun matematiği "büyük çıkışlar" üzerine kurulu, küçük başarı hikâyeleri onların kitabında yok. Medya bu şarkıyı söylüyor çünkü manşet olan her zaman "X şirketi 50 milyon dolar yatırım aldı" olur, hiçbir zaman "Y şirketi 7 yıldır kârlı" olmaz. Ekosistem etkinlikleri bu şarkıyı söylüyor çünkü konuşmacı listesini hep aynı dört-beş kurucudan oluşturmak daha kolaydır.
Tüm bu seslerin ortasında kalan kurucu, bir süre sonra kendi sesini duyamaz hale geliyor. Aslında kurmak istediği iş, "her yıl %20 büyüyen, 30 kişilik, kârlı bir teknoloji şirketi" olabilirdi. Ama o tarif kimsenin kulağına ilham verici gelmediği için, kurucu kendi tarifini yüksek sesle söylemekten utanır oluyor.
Unicorn Bir Hedef Değil, Bir İstatistiktir
Unicorn — yani 1 milyar dolar değerlemeyi geçen şirket — bir kategori adıdır, bir kariyer hedefi değil. Dünyada her gün kurulan binlerce şirketten yalnızca çok küçük bir oranı bu seviyeye ulaşıyor. Ulaşanların önemli bir kısmı da değerlemelerini koruyamıyor; sonraki turlarda "down round"a giriyor, halka arzda yarı fiyata düşüyor, ya da sessizce satılıyor.
Yani unicorn bir başarı tanımı değil; belirli bir finansman modelinin belirli bir matematik sonucu. Bu modelin sahipleri için anlamlı bir hedef. Ama her kurucunun, her şirketin, her sektörün buna ihtiyacı yok.
Bir restoran zinciri 10 şubeye ulaşıp kâr ediyorsa başarılıdır. Bir yazılım şirketi 200 müşteriye ulaşıp her ay düzenli gelir üretiyorsa başarılıdır. Bir ajans 25 kişilik ekiple kurucusunu zenginleştiriyorsa başarılıdır. Bunların hiçbiri unicorn değildir; ama hepsi sağlıklıdır. Sağlıklı şirket, "büyük" şirketten önce gelir.
"Sahte Ölçek" Hastalığı
Türkiye'deki en büyük girişim hastalıklarından biri, hazır olmadığı bir ölçeğe zorla itilmiş şirketler üretmesi. Aylık 100 bin lira gelirle 50 kişilik ekip kurulmuş, üç şehirde ofis açılmış, üç farklı dikey aynı anda denenmiş şirketler. Bu şirketler ne KOBİ olarak yaşayabilecek olgunlukta, ne de gerçek bir scale-up olabilecek altyapıdadır. İkisinin arasında, sürekli yeni yatırım turlarıyla ayakta tutulan bir limbo'da yaşıyorlar.
Hâlbuki aynı kurucu, ekibini 8 kişide tutsaydı, tek dikeye odaklansaydı, kârlılığa öncelik verseydi, bugün hâlâ ayakta olabilirdi. Ama "küçük kalmak" tercihi ona bir başarısızlık gibi sunulduğu için, kendisini sürekli büyümek zorunda hissetti.
Asıl Cesaret: Yeterince Büyüdüğünü Anlamak
Girişimcilik literatürü "ne zaman büyümeli" üzerine yüzlerce kitap üretti; ama "ne zaman yeterince büyüdüğünü anlamalı" üzerine neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Çünkü bu, sermayedarın değil, kurucunun sorusu. Ve kurucu bu soruyu yüksek sesle sormaktan korkuyor.
Bir şirketin sağlıklı boyutunu belirleyen şey, yatırımcının iştahı değil; kurucunun hayatında kurmak istediği denge, ekibinin sürdürebileceği tempo, müşterinin ödemeye razı olduğu fiyat ve sektörün gerçek büyüklüğüdür. Bu dört değişken bazen unicorn matematiğine uyar, bazen uymaz. Uymadığında zorlamak, şirketi öldürür.
50 kişilik, kârlı, kurucusunu da çalışanlarını da mutlu eden bir şirket; 500 kişilik, sürekli yatırım turuyla yaşayan, kurucusunun her ay daha çok yıprandığı, çalışanlarının ise her sabah LinkedIn'de yeni iş aradığı bir şirketten daha değerlidir. Bu cümleyi yüksek sesle söyleyebilen kurucuya ihtiyacımız var.
Çünkü her şirket unicorn olmak zorunda değil. Bazı şirketler, sadece iyi şirket olmak için kurulur. Ve doyduğunda tabağı bırakabilen kurucu, hâlâ aç olduğunu sanıp tıkınmaya devam eden kurucudan çok daha uzun yaşar.
GirişimcilikStartupBüyümeUnicorn



Yorum Yap