Kurucunun En Pahalı Lüksü: "Sonra Hallederiz"
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Diş ağrısı başladığında çoğu insan aynı şeyi yapar: ağrı kesici alır, çiğnemeyi öbür tarafa kaydırır, "yoğunluk geçsin, hallederim" der. Ağrı diner. Hayat devam eder. Üç ay sonra o diş artık kurtarılamaz; basit bir dolguyla geçecek şey, kanal tedavisine, implanta, aylar süren bir sürece dönüşmüştür. Diş aynı diştir. Değişen tek şey, ertelemenin faizidir.

Bir şirketin içindeki çözülmemiş sorunlar da tam olarak böyle davranır. Ve kurucuların en sık kullandığı cümle, tam da bu ağrı kesiciyi içme anıdır: "Şimdi büyüme zamanı, bunu sonra hallederiz."

Erteleme Bir Karar Değil, Kararı Ertelemektir

"Sonra hallederiz" kulağa stratejik bir öncelik sıralaması gibi gelir. Sanki kurucu, kıt kaynaklarını en önemli işe yönlendiriyor, önemsizi sonraya bırakıyordur. Ama gerçekte çoğu zaman olan şey, zor olanı sonraya bırakmaktır — önemsiz olanı değil.

Çünkü ertelenen şeyler genellikle aynı kategoridendir: rahatsız edici, çatışma içeren, yüzleşmesi yorucu konular. Kimse "müşteriye fatura kesmeyi sonra hallederiz" demez; ama "şu çalışanla performans konuşmasını sonra yaparız" cümlesi her şirkette duyulur. Erteleme önceliğe göre değil, konfora göre çalışır. Ve şirketi yavaşlatan sorunlar tam da en konforsuz olanlardır.

Üç Klasik "Sonra"

Birincisi teknik borç. Erken aşamada hız için atılan kısa yollar, kopyala-yapıştır kodlar, belgelenmemiş sistemler. "Önce ürünü çıkaralım, mimariyi sonra düzeltiriz." Haklı bir cümle — başlangıçta. Ama o "sonra" hiç gelmez; gelene kadar kod o kadar dolaşır ki, her yeni özellik iki kat zaman alır, her düzeltme üç yeni hata doğurur. Teknik borç, faizi en yüksek borçtur; çünkü her gün geliştirici saatiyle ödenir.

İkincisi kötü işe alım. Kurucu, yanlış kişiyi aldığını çoğu zaman ilk birkaç ay içinde anlar. Ama "daha yeni başladı, biraz zaman tanıyalım", "şu proje bitsin sonra konuşuruz", "yerine adam bulmak da zaman alır" diyerek erteler. O kişi ekipte kaldığı her gün, sadece kendi maliyetini değil; etrafındaki iyi insanların motivasyonunu, takımın temposunu ve kurucunun enerjisini de tüketir. En pahalı çalışan, kötü performans gösterip de çıkarılmayan çalışandır.

Üçüncüsü ortak gerilimi. İki kurucu arasında biriken küçük anlaşmazlıklar, rol belirsizlikleri, "aslında bunu ben yapmalıydım" hisleri. Hiçbiri tek başına kavga sebebi değildir, o yüzden hep ertelenir. Ama konuşulmayan her gerilim faiz işletir; 18 ay sonra basit bir görev dağılımı tartışması, şirketi ikiye bölen bir ortaklık krizine dönüşür. Çünkü mesele o görev değil; iki yıldır konuşulmayan her şeydir.

"Sonra"nın Gerçek Maliyeti: Bileşik Faiz

Ertelenen sorunların en sinsi yanı, doğrusal değil bileşik büyümeleridir. Bugün bir saatlik zor konuşmayla çözülecek bir mesele, altı ay sonra bir günlük krize; iki yıl sonra bir aylık yıkıma dönüşür. Üstelik bu sorunlar birbirini besler: teknik borç ürünü yavaşlatır, yavaş ürün ekibi yıpratır, yıpranan ekipte kötü işe alım daha çok batar, batan ekip ortaklar arasında suçlama doğurur. Ertelenen her sorun, ertelenen diğer sorunların faizini de artırır.

Sağlıklı kurucu ile yorgun kurucu arasındaki fark, sorun yaşayıp yaşamamak değildir — ikisi de yaşar. Fark, sorunu küçükken mi yoksa büyükken mi ele aldıklarıdır. İyi kurucu, ağrı henüz başlamışken dişçiye gider; çünkü o aşamada müdahale ucuzdur, hızlıdır, kontrol kendisindedir.

"Sonra" Yoktur; Sadece "Şimdi" ya da "Daha Pahalı Bir Şimdi" Vardır

Girişimcilikte "sonra hallederiz" cümlesinin altında genellikle bir korku yatar: yüzleşme korkusu, yanılmış olma korkusu, zor kararın sorumluluğunu alma korkusu. Erteleme, o korkuyu bugünden yarına taşıyan bir tür duygusal kredi kartıdır. Bugün rahat ederiz; ama faturayı gelecekteki, daha yorgun, daha az kaynaklı versiyonumuz öder.

Bu yüzden olgun kurucu, takvimine düşürdüğü en zor maddeyi en başa alır. "Bugün yapmak istemediğim şey nedir?" sorusunun cevabı, genellikle o gün yapması gereken en önemli iştir.

Çünkü şirketler büyük krizlerle batmaz. Çoğu, yıllar boyunca "sonra hallederiz" denmiş yüzlerce küçük sorunun, bir gün aynı anda faturayı kesmesiyle batar. Ve o gün geldiğinde, ödeyecek "sonra" kalmamıştır.

GirişimcilikStartup yönetimiTeknik borçKurucu ortak sorunlarıKötü işe alımŞirket kültürüStartup kriziLiderlikGirişim yönetimi
Ömer YURTTAŞ
Ömer YURTTAŞ
Finansal Teknolojiler Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.