Kurucu Kimdir? Kendi Soyadını Kaybeden İki Kardeşin Hikâyesi
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Bir filmden bugünün şirketlerine ne kalır? Bu serinin ilk yazısında Moneyball'u konuşmuştuk. Sırada The Founder var.

1954'te Ray Kroc 52 yaşında bir milkshake makinesi satıcısıydı. Kariyeri boyunca kâğıt bardak sattı, makine sattı, kapı kapı dolaştı. Sonra tuhaf bir sipariş aldı: California'nın San Bernardino kasabasındaki küçük bir hamburgerci sekiz makine birden istiyordu. Merak etti, arabasına atlayıp gitti.

Gördüğü şey, restoran işinde o güne dek görülmemiş bir düzendi. Dick ve Mac McDonald kardeşler, mutfağı bir fabrika bandı gibi yeniden tasarlamıştı. Menü sekiz kalem. Garson yok, tabak yok, çatal bıçak yok. Sipariş otuz saniyede hazır.

Hikâyenin geri kalanını biliyorsunuz. Bilmediğiniz muhtemelen şu: McDonald's'ı kuran kardeşler, yıllar sonra kendi soyadlarını taşıyan tabelayı restoranlarından indirmek zorunda kaldılar.

Kardeşlerin icadı gerçekti ve büyüktü. Bugün dünyadaki tüm fast-food sektörü, onların o mutfakta kurduğu iş akışının üzerine inşa edildi. Kroc'un katkısı ise başka bir şeydi: sistemi ülkeye yaymak. Kardeşler daha önce franchise denemişti ve vazgeçmişlerdi; kontrol elden çıkıyor, standart bozuluyordu. Onlar mükemmel bir restoran işletmek istiyordu. Kroc ise mükemmel bir restoranı bin kez kopyalamak istiyordu.

Bu ikisi farklı işlerdir ve farklı yetenekler ister. Ve asıl tartışma buradan çıkar: Kurucu kimdir? Ürünü icat eden mi, onu dünyaya taşıyan mı?

Asıl İş Modeli Görünen İş Modeli Değildir

1961'e gelindiğinde Kroc yüzlerce restoran açmıştı ama para kazanamıyordu. Orijinal anlaşma gereği her franchise'ın cirosunun yalnızca %1,9'unu alıyor, bunun da bir kısmını kardeşlere aktarıyordu. Marj o kadar inceydi ki ilk mağazaların çoğu zarar ediyordu.

Kurtuluş, Harry Sonneborn adında bir finans yöneticisinden geldi. Sonneborn defterlere baktı ve o meşhur tespiti yaptı: Siz hamburger işinde değilsiniz, gayrimenkul işindesiniz.

Model şuydu: Şirket, restoranın kurulacağı araziyi satın alıyor ya da kiralıyor; üstüne binayı yapıp franchise sahibine kiralıyor. Böylece gelir, hamburger satışının dalgalı marjına değil, sabit kira akışına bağlanıyordu.

Bu karar şirketi kurtardı ve bugün hâlâ ayakta tutuyor. McDonald's'ın bilançosundaki gayrimenkul varlıkları 37,7 milyar dolar — şirketin toplam varlıklarının yaklaşık %99'u ve küresel gelirinin yaklaşık %35'i.

Yani dünyanın en ünlü hamburger şirketi, aslında bir gayrimenkul şirketi. Ve bunu kurucular değil, sonradan gelen bir finans yöneticisi gördü.

El Sıkışmanın Bedeli

1961'de Kroc kardeşlerden tamamen kurtulmak istedi. Kardeşler fiyatı söylediler: 2,7 milyon dolar. Hesapları son derece sadeydi — her birine vergiden sonra birer milyon, kalan 700 bin dolar da vergiler için.

Bir de ek talepleri vardı: gelecekteki satışlardan %1 telif. Kroc kabul etti. Ama bu madde sözleşmeye yazılmadı; el sıkışılarak kabul edildi.

O telif hiç ödenmedi. Yıllar içinde McDonald's'ın büyüklüğü düşünüldüğünde, o %1'in bugünkü karşılığı yılda yüz milyonlarca dolar.

Ve ikinci bir ihmal daha vardı. Kardeşler satış sırasında orijinal San Bernardino restoranını kendilerinde tuttular, ama isim hakkını korumayı atladılar. Sonuç: kendi soyadlarını taşıyan restoranın tabelasını indirip yerine "The Big M" yazmak zorunda kaldılar. Kroc ise aynı sokağa bir McDonald's açtı. Big M kısa süre sonra kapandı. Filmde Dick McDonald, Kroc'a sorar: Madem sistemi görmüştün, neden fikri alıp kendi adınla yapmadın? Kroc'un cevabı hikâyenin özetidir: Çünkü asıl istediği şey sistem değildi; onların soyadıydı.

Burada bir yanlış anlamayı düzeltmek gerek. Kardeşlerin hikâyesi çoğu zaman "hırslı olmayanın kaybedişi" olarak anlatılır. Bu okuma haksız. Dick ve Mac, kendi ölçeklerinde son derece başarılı bir iş kurmuştu ve o ölçekte kalmayı bilinçli olarak seçmişlerdi. Bu, daha önce yazdığım gibi, savunulabilir bir tercihtir; her şirketin sınırsız büyümesi gerekmez. Onların hatası küçük kalmak değildi. Hatası, o tercihi korumak için gereken hukuki çiti hiç çekmemekti. Bir sözleşme, bir marka tescili, bir telif maddesi. Küçük kalmayı seçen kurucunun, büyümeyi seçenden daha fazla korumaya ihtiyacı vardır; çünkü elindeki tek şey yaptığı işin kendisidir.

Türkiye'ye Ne Söylüyor?

Bu hikâyenin Türkiye'de karşılığı bol.

"Aramızda kâğıt mı olur?" Türkiye'de ortaklıkların önemli bir kısmı bu cümleyle kuruluyor. Arkadaşlık, akrabalık, yıllara dayanan güven. Sonra iş büyüyor, roller değişiyor, biri ayrılmak istiyor — ve konuşulmamış her şey aynı anda masaya geliyor. Sözleşme güvensizliğin değil, ilişkinin sigortasıdır; güvenilen kişiyle yapılan sözleşme, güveni korumak içindir.

Marka tescili sonraya bırakılıyor. Çoğu genç şirket, isim ve logo tescilini "para kazanmaya başlayınca" yapacağı bir iş olarak görüyor. Oysa markanın değerli hale geldiği an, tescilin en pahalıya patladığı andır. Kardeşler kendi soyadlarını kaybetti; bir Türk kurucunun yıllarca emek verdiği markayı, başkasının önce tescil ettirdiği için kaybetmesi çok daha kolay.

"Fikir benimdi" tartışması. Türkiye'de sık duyulan bir hikâyedir: bir kişi fikri bulur, diğeri işi yürütür, sonra değer ortaya çıkınca kimin ne hak ettiği tartışılır. McDonald's vakası bu tartışmanın en net cevabıdır: Fikir de emektir, ölçekleme de emektir; ama hangisinin ne kadar değer taşıdığı baştan yazılmamışsa, o soruyu sonunda güçlü olan taraf cevaplar.

McDonald's'ın kurumsal tarihinde kuruluş yılı olarak 1955 geçer — yani Kroc'un ilk franchise'ını açtığı yıl. Kardeşlerin 1940'ta açtığı restoran değil.

Tarihi, hikâyeyi anlatan yazar. Ve hikâyeyi, çoğu zaman elinde sözleşme olan taraf anlatır. Bir şirket kurarken en çok konuşulan şey fikirdir. En az konuşulan şey ise, o fikrin kime ait olduğunun nasıl kanıtlanacağıdır. Oysa uzun vadede birincisi değil, ikincisi belirleyicidir. Dick ve Mac McDonald dünyanın en çok tanınan markalarından birini icat etti. Ve sonunda kendi soyadlarını kullanamadılar.

The founderMcdonald'sRay krocMcdonald kardeşlerGirişimcilikKurucuMarka tesciliOrtaklık sözleşmesiFikri mülkiyetFranchiseÖlçeklemeİş modeliGirişimcilik dersleri
Ömer YURTTAŞ
Ömer YURTTAŞ
Finansal Teknolojiler Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.