Pazartesi Sabahı Toplantısı: Şirketin Kalp Atışı mı, Yangın Söndürme Çağrısı mı?
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Bir şirketi tanımak için onun pazartesi sabahı toplantısına bakmak yeter. O 60-90 dakika, o şirketin haftaya nasıl başladığını değil; şirketin kendisini nasıl gördüğünü anlatır. Geriye mi bakıyor, ileriye mi? Sorumluluk dağıtıyor mu, soru üretiyor mu? Enerjiyle mi başlıyor, yorgunlukla mı?

Türkiye'de pazartesi sabahı toplantıları büyük ölçüde aynı kalıba oturuyor: geçen haftanın yangınları sayılır, kaçırılan hedefler tek tek konuşulur, kim ne yapmadı sorulur, herkes savunmaya geçer, toplantı bittiğinde ekip pazartesi olmasına rağmen pazar akşamı gibi yorgundur. Bu modelin adı bir "haftalık takip" toplantısıdır; ama işlevsel olarak bir yangın söndürme çağrısıdır.

Bir başka model daha var. Ama önce neden ilki bu kadar yaygın, ona bakmak lazım.

İki Tipolojinin Anatomisi

Bir şirketin haftalık ritim toplantısı temelde iki farklı amaca hizmet edebilir:

Geriye dönük toplantı: Odak noktası geçmiş haftadır. Sorular "ne oldu, kim yaptı, neden olmadı" üzerine kurulur. Konuşmanın enerjisi savunma-saldırı eksenindedir. Ekip raporlamaya, açıklamaya, kendini koruma diline geçer. Çıktı: yangının üstünün örtülmesi, sorumlunun belirlenmesi, bir sonraki haftaya benzer yangınların taşınması.

İleriye dönük toplantı: Odak noktası önümüzdeki haftadır. Sorular "neyi başaracağız, hangi karar bekliyor, kime nasıl yardım edebiliriz" üzerine kurulur. Konuşmanın enerjisi planlama-koordinasyon eksenindedir. Ekip taahhüt etmeye, bağlantı kurmaya, ortak hedefi netleştirmeye geçer. Çıktı: net öncelikler, açık sahiplikler, haftaya yön.

İki toplantı da meşrudur. İkisi de gereklidir. Sorun, çoğu şirketin bu ikisini birbirine karıştırması ve sadece birincisini yapıyor olmasıdır.

"Pazartesi Yorgunluğu" Bir Kişisel Mesele Değildir, Yapısal Bir Sonuçtur

Bir ekibin pazartesi toplantısından çıkarken havasının düştüğü, motivasyonunun kırıldığı, hatta hafta başında bile yorgun hissettiği bir kalıp varsa, bu kişisel bir tutum meselesi değildir. Bu, toplantının yapısının çıkarması gereken sonucu çıkardığının kanıtıdır. Geriye dönük toplantı, doğası gereği yorgunluk üretir; çünkü zaten yaşanmış, üzerine bir şey eklenemeyecek olayları masaya getirir. Ne yapsanız değişmeyecek bir şeyi haftada bir hatırlamak, motivasyondan çok bir yük üretir.

İleriye dönük toplantı ise enerji üretir. Çünkü konuştuğun şey henüz olmamıştır; üzerinde tasarrufun vardır. İnsanlar etkileyebildikleri şeylere enerji ayırırlar; etkileyemediklerini yalnızca dinlerler.

Geçiş Mümkün, Ama Tek Adımda Değil

Geriye dönük toplantı kültüründen ileriye dönüğüne geçmek, "bundan sonra ileriye bakalım" diyerek olmuyor. Çünkü geçmişin nereye konacağı belirsiz kaldığı sürece, her toplantı yine geçmişe kayar. Sağlıklı bir geçiş üç katmandan oluşur:

Birincisi: Geçmişi tartışacağın yeri değiştir. Geriye dönük bilgi (rakamlar, raporlar, geçen haftanın sonuçları) toplantıdan önce yazılı olarak paylaşılmalı. Toplantı, raporun kendisini değil; rapordan çıkan kararları konuşmak için var olmalı. Bu tek değişiklik, toplantının %40'ını boşaltır.

İkincisi: Sorulan soruları değiştir. "Neden bu yapılmadı?" sorusu savunma üretir. "Bunun yapılmasını engelleyen şey neydi, nasıl çözeriz?" sorusu çözüm üretir. İki cümle aynı bilgiyi arıyor; ama ekipten gelen enerji çok farklı.

Üçüncüsü: Çıkış cümlesini tanımla. Pazartesi toplantısı bittiğinde her ekip üyesi tek bir cümleyi netleştirmiş olmalı: "Bu hafta benden beklenen tek en önemli şey şu." Bu cümle yoksa toplantı yapılmamış sayılır; ne kadar uzun sürerse sürsün.

"Kalp Atışı" Toplantısı Nasıl Hissedilir?

Sağlıklı bir pazartesi toplantısı çıkışında ekip yorgun değildir; yönlenmiştir. Toplantı odasından çıkan kişi telefonunu açtığında ilk yaptığı şey LinkedIn'i kontrol etmek değil; bilgisayar başına geçip işine başlamaktır. Çünkü ne yapacağı net, neyi neden yapacağı anlamlı, hangi engelle karşılaşırsa kime gideceği belli.

Bu his "kültür" meselesidir; ama kültür de yapının çıktısıdır. Yapıyı değiştirmeden kültürü değiştirmek mümkün değildir.

Şirketin Atan Damarı

Bir şirketin pazartesi toplantısı, o şirketin haftalık kalp atışıdır. Atış güçlüyse hafta ayakta geçer; zayıfsa hafta sürünerek tamamlanır. Sorun toplantının kendisi değil; toplantının hangi soruyu sorduğudur.

Çünkü bir ekip, yöneticisinin haftaya hangi soruyla başladığını bir süre sonra kendi içselleştirir. Geçmişi soran ekip, geçmişe takılır. Geleceği soran ekip, geleceği inşa eder. Pazartesi sabahı sorulan tek soru, beş gün boyunca verilen tüm cevapları belirler.

Pazartesi toplantısıEkip yönetimiŞirket kültürüVerimlilikLiderlikTakım performansıKurumsal iletişi
Ömer YURTTAŞ
Ömer YURTTAŞ
Finansal Teknolojiler Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.