Şirket Kurmadan Önceki En Kritik Soru 2: Ben Bu İşe Uygun Muyum?
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Geçen hafta bu köşede, şirket kurmadan önce sorulması gereken ilk ve en kritik soruya odaklanmıştık: “Ekibi nasıl kuracağım?” Doğru ekibin, belirsizlikle dolu girişimcilik yolculuğunda yükü nasıl hafiflettiğini; hataları nasıl erken yakaladığını ve sürdürülebilirliği nasıl mümkün kıldığını ele almıştık. Bu hafta ise ekibin de önüne geçen, çoğu zaman ertelenen ama her şeyin başlangıç noktasında duran başka bir soruyu masaya yatırmak istiyorum: Ben bu işe uygun muyum?

Girişimcilik yolculuğunda pazar, ürün, finans veya ekip kadar; hatta çoğu zaman onlardan daha fazla, girişimcinin kendisi belirleyici olmaktadır. Bu nedenle şirket kurmadan önce sorulması gereken en önemli sorulardan biri, girişimcinin kendi dayanıklılığına, bakış açısına ve liderliğine yönelik olmalıdır.

Girişimcilik belirsizlikten beslenmektedir. Planlar bozulur, varsayımlar değişir, zaman çizelgeleri kayar. Buradaki asıl mesele belirsizliği ortadan kaldırmak değil, belirsizlikle yaşayabilme ve onu yönetebilme becerisidir. Belirsizlik karşısında hareket edemeyen bir girişimci, yalnızca kendisini değil; ekibini ve girişimini de durduracaktır.

Bu noktada bir başka kritik konu da girişimcinin hangi rolde güçlü, hangi rolde zayıf olduğunu bilmesidir. Teknik, ürün, satış, finans ve operasyon her girişimin vazgeçilmez alanlarıdır. Ancak her girişimcinin bu alanların tamamında güçlü olması gerekmez. Asıl soru şudur: Her alanda olmaya mı çalışıyorum, yoksa doğru yerde mi duruyorum? Yanlış şapkada ısrar eden girişimci, çoğu zaman girişimi tıkayan durumuna gelir.

Sahada sıkça gözlemlediğimiz bir diğer konu ise teknisyenlik, yöneticilik ve liderlik şapkaları arasındaki geçiştir. Sürekli işin içinde kalan teknisyen, her kararı kendisi alan yönetici ya da yön gösteren, alan açan lider… Girişimcinin hangi şapkayı ne zaman takabildiği, girişimin kaderini doğrudan etkiler. Liderlik, her işi yapmak değil; doğru işlerin yapılmasını sağlayabilmektir.

Karar alma biçimi de girişimcinin kendisiyle yüzleşmesi gereken önemli bir alandır. Yalnız karar vermeye mi yatkınım, yoksa ortak akılla ilerleyebiliyor muyum? Fikirlerim sorgulandığında savunmaya mı geçiyorum, yoksa dinliyor muyum? Geri bildirim benim için bir tehdit mi, yoksa pusula mı? Yetki devredebilmek, sadece işi paylaşmak değil; egoyu yönetebilmektir.

Girişimcilik aynı zamanda yüksek bir öğrenme hızı gerektirir. “Bilmiyorum” diyebilmek, bu yolculuğun en güçlü başlangıç cümlelerinden biridir. Mentor, danışman ve akran desteğine kapalı olan; “Ben zaten biliyorum” noktasında takılı kalan girişimciler, çoğu zaman büyümeyi kendi elleriyle sınırlar. Girişimcilikte esas farkı oluşturan, öğrenmeyi öğrenme kabiliyetidir.

Zor zamanlar ise gerçek liderliği ortaya çıkarır. Moralin düştüğü, belirsizliğin arttığı anlarda girişimci; suçu başkasına atan mı olur, yoksa sorumluluk alan mı? Gürültü çıkaran mı, yoksa sessizce çözüm üreten mi? Ekibi zorlamak ile zorbalık arasındaki ince çizgi, tam da bu anlarda görünür hale gelir.

Zaman ve enerji yönetimi de göz ardı edilen ama belirleyici bir başka başlıktır. Bu girişim hayatımda kaçıncı öncelik? Vazgeçebileceklerim neler? Her şeye yetişmeye çalışmak, çoğu zaman hiçbir şeye yetişememek demektir. Odaklanmak; bilinçli olarak bazı şeyleri erteleyebilme disiplinidir.

Girişimcilik aynı zamanda yalnız kalabilmeyi de gerektirir. Alkış azaldığında, ilk destekçiler yorulduğunda ayakta kalabilmek; motivasyonunu yalnızca dışarıdan değil, içeriden besleyebilmekle mümkündür. Dayanıklılık, girişimcinin en az sermaye kadar ihtiyaç duyduğu bir kaynaktır.

Son olarak belki de en temel soru şudur: Bu işi neden yapmak istiyorum? Para mı, özgürlük mü, etki mi, statü mü? Bu “neden”, zor zamanlarda girişimciyi ayakta tutabilecek kadar güçlü mü? Sürdürülebilir olmayan motivasyonlar, en iyi fikirleri bile yarı yolda bırakabilmektedir.

Girişimcilik; yalnızca bir iş kurma süreci değil, bir yaşam felsefesidir. Özgürlük sunar; ancak bu özgürlük, disiplinle verimliliğe dönüştüğünde anlam kazanır. Şeffaf, denetlenebilir ve güven inşa eden bir liderlik anlayışı ise bu yolculuğun en sağlam zemini olmaktadır.


Şirket kurmadan önce ekibi sorgulamak ne kadar önemliyse, kendini sorgulamak da en az o kadar kritiktir. Girişimci mevcut durumunu net biçimde ortaya koyup risklerini ve eksiklerini dürüstçe tespit edebildiğinde, doğal olarak gelişim alanlarını da görür. Bu alanlar üzerinde bilinçli şekilde çalıştıkça yalnızca girişim değil; girişimci, ekip ve liderlik kapasitesi birlikte büyüyecektir.

 

GirişimcilikPazarlama stratejileriEkipFinans
Serhat DUYAR
Serhat DUYAR
Girişimcilik Danışmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.