Yapay Zeka Fetişizmi ve Gerçek İhtiyaçlar
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Son bir buçuk yıldır katıldığım her etkinlikte, okuduğum her bültende ve hatta kahve içtiğim her girişimci dostumun ağzında tek bir büyü var: Yapay zeka. Ancak sahada gördüğüm manzara, bu teknolojinin sunduğu imkanlardan ziyade, bir tür modern zaman fetişizmine dönüşmüş durumda. Bir problemin çözümü olup olmadığına bakılmaksızın, her girişimin künyesine zorla iliştirilen "AI-powered" ibaresi, aslında ekosistemin ne kadar derin bir kimlik karmaşası yaşadığının en somut kanıtı haline geldi. Mentörlük yaptığım bazı ekiplerde, asıl iş modelini unutup sırf yatırımcıya şirin görünmek için ürünün kalbine yapay zeka pompalamaya çalışan kurucuların, aslında kendi ayaklarına sıktıklarına şahit oluyorum.

Girişimcilik, doğası gereği bir problemi en yalın ve en sürdürülebilir şekilde çözme sanatıdır. Fakat bugün geldiğimiz noktada, araç amaç haline geldi. Bir veritabanı sorgusuyla çözülebilecek basit bir işlem için devasa dil modellerini işin içine katmak, sadece maliyet ve karmaşıklık yaratmıyor; aynı zamanda kurucunun odak noktasını müşteriden teknolojiye kaydırıyor. Ben yaşadığım tecrübelerden biliyorum ki, müşteri sizin arka planda hangi algoritmayı kullandığınızla değil, sorununun ne kadar hızlı ve zahmetsiz çözüldüğüyle ilgilenir. Eğer yapay zeka, kullanıcı deneyiminde gerçek bir katma değer yaratmıyorsa, o sadece vitrine asılmış pahalı ve gereksiz bir süstür.

Bugün güncel haber akışına baktığımızda, milyon dolarlık yatırımların havada uçuştuğu girişimlerin birçoğunun aslında "ince bir kabuktan" (thin wrapper) ibaret olduğunu görüyoruz. Mevcut büyük modellerin üzerine sadece bir arayüz giydirip buna "devrimsel teknoloji" demek, sadece bugünü kurtaran bir illüzyon. Sahada gözlemlediğim acı gerçek şu ki; bu rüzgar dindiğinde, elinde sadece teknolojik bir fetiş tutanlar değil, o teknolojiyi gerçek bir ihtiyacın hizmetine sunanlar ayakta kalacak. Herkesin aynı yöne koştuğu bir dönemde, durup "Ben gerçekten neyi çözüyorum?" diye sormak, akıntıya kapılmaktan çok daha fazla cesaret gerektiriyor.

Yapay zekanın potansiyelini küçümsemiyorum, aksine bu gücün yanlış ellerde ve yanlış niyetlerle harcanmasına üzülüyorum. Bir girişimin değeri, kullandığı teknolojinin popülerliğiyle değil, o teknolojinin dokunduğu hayatların sayısı ve niteliğiyle ölçülür. Bugün bir sunuma "AI" yazmadığında kendini eksik hisseden kurucu, aslında kendi işine olan güvenini kaybetmiş demektir. Oysa ihtiyacımız olan şey, teknolojiye tapmak değil, onu bir kaldıraç olarak kullanacak kadar olgunlaşmaktır. Gerçek ihtiyaçlar yerinde dururken, sadece trendlere oynamak, bir binayı temelsiz ama parlak boyalı inşa etmeye benzer. İlk sarsıntıda dökülen o boyalar değil, binanın kendisi olacaktır.

Kulağa Küpe: Müşteri sizin yapay zekanıza değil, onun hayatından çaldığınız yükü nasıl hafiflettiğinize bakar.

GirişimcilikYapay zekaTeknolojiAi
Melih UMAR
Melih UMAR
Girişimcillik ve Dijital Dönüşüm Uzmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.