ETKİM ATEŞİ TÜRKİYE'YE YAYILIYOR
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Ankara'da yakılan bir kıvılcım...

Sakarya'da büyüyen bir heyecan...

Bugün ise Manisa'da yoluna devam eden güçlü bir dönüşüm...

Bu programın amacı yalnızca öğretmenlere girişimcilik anlatmak değildi.

Asıl amaç, öğretmenlerin girişimci gibi düşünmesini sağlamaktı.

Çünkü girişimcilik sadece şirket kurmak değildir.

Bir problemi fark edebilmek…

Doğru soruları sorabilmek…

Araştırabilmek…

Doğrulayabilmek…

Takım halinde çözüm üretebilmek…

Ve bu bakış açısını öğrencilerine aktarabilmektir.

İşte ETKİM'in en güçlü tarafı da burada başlıyor.

Ankara'da başlayan yolculuk, Sakarya'da 44 farklı ilden gelen 60 öğretmenle büyüdü.

Ardından Manisa'da 45 farklı ilden gelen 57 öğretmen aynı amaç etrafında buluştu.

Farklı şehirlerden geldiler.

Farklı branşlarda görev yapıyorlardı.

Farklı deneyimlere sahiptiler.

Ama hepsinin ortak bir hedefi vardı:

Girişimcilik kültürünü öğrenmek, geliştirmek ve kendi şehirlerine taşımak.

Bana göre bu programın en büyük başarısı da tam olarak burada.

Bir öğretmene dokunuyor.

O öğretmen onlarca meslektaşına...

Yüzlerce öğrencisine...

Belki de geleceğin girişimcilerine dokunuyor.

Bu yüzden ben buna yalnızca bir eğitim programı demiyorum.

Bir çarpan etkisi diyorum.

Ancak beni asıl etkileyen, eğitimin sonunda ortaya çıkan 15 girişim fikrinin yanında,

O fikirlerin nasıl ortaya çıktığıydı.

Çünkü dört gün önce aynı salonda bulunan öğretmenlerin önemli bir kısmının elinde yalnızca bir problem vardı.

Çözüm henüz yoktu.

İş modeli yoktu.

Pazar analizi yoktu.

Rakip analizi yoktu.

Dört gün sonra ise aynı öğretmenler jüri karşısında girişim fikirlerini anlatıyordu.

Peki sadece dört günde ne değişti?

İşte bu yazıda biraz da bunun hikâyesini anlatmak istiyorum.

Dört Günde Sadece Projeler Değil, Bakış Açıları Gelişti

Program sonunda birbirinden değerli 15 girişim fikrini dinleme fırsatı bulduk.

Size bunlardan sadece birkaç örnek vermek istiyorum.

İlk dikkatimi çeken ekip SmartCare Home oldu.

Dr. Özlem Kalaycı, Halil İbrahim Çetin, Rabia Özler Özseçer, Zehra Yıldırım eğitim programı kapsamında Bartın, Şanlıurfa, İzmir ve Elazığ'dan gelen dört öğretmenimiz, yaşlanan nüfusun sağlık hizmetlerine erişim problemini ele aldı.

Ancak doğrudan çözüm geliştirmediler.

Önce TÜİK verilerini incelediler.

Yaşlı nüfus projeksiyonlarını analiz ettiler.

Tele-sağlık alanındaki mevcut çözümleri araştırdılar.

Uzman doktorlarla görüşerek problemin gerçekliğini doğruladılar.

Sonra yapay zekâ destekli uzaktan sağlık takip sistemi üzerine çalıştılar.

Bir başka ekip ise MATRUH girişimini geliştirdi.

Songül Esen Özbey, Nagihan Kurt Gülsu, Tolga Akgül, Muhammet Başkaya; Eskişehir, Giresun, Kayseri ve Ordu'dan gelen öğretmenlerimiz, Türkiye'de her yıl oluşan milyonlarca ton tarımsal atığın neden ekonomik değere dönüşemediğini sorguladı.

Literatür taradılar.

Sektör raporlarını incelediler.

Çiftçilerle görüştüler.

Sanayi temsilcilerinin görüşlerini aldılar.

Rakip platformları analiz ettiler.

Ve sonunda tarımsal atıkları yapay zekâ destekli dijital bir platform üzerinden ekonomiye kazandıran bir iş modeli geliştirdiler.

Sunumlarda dikkatimi çeken bir diğer çalışma ise Kent-X oldu.

Mücahit Saraç, Ganime Özkaya, Berçem Aşkın Boğatemür, Özgür Hilmi Yıldız; Erzurum, Bursa, Bingöl ve Denizli'den gelen öğretmenlerimiz, yerel yönetimlerin dağınık veri altyapıları nedeniyle yaşadığı karar verme problemini ele aldı.

Mevcut belediye yazılımlarını analiz ettiler.

Yerel yönetimlerde dijital dönüşüm üzerine araştırmalar yaptılar.

İlgili mevzuatı incelediler.

Belediye yöneticileriyle birebir görüşerek ihtiyaçları doğruladılar.

Sonunda ise belediyeler için yapay zekâ destekli karar destek sistemi geliştirdiler.

Aslında geliştirdikleri sadece bir yazılım değildi.

Veriyi bilgiye, bilgiyi karara dönüştüren bir bakış açısıydı.

Eğitim teknolojisi ile sağlık alanını buluşturan Denge Kâşifi ise beni en çok etkileyen projelerden biri oldu.

Seda Oskay Yirmibeşoğlu, Nilgün Açıkgöz, Mustafa Hüseyin Keser; İstanbul, Aydın ve Mersin'den gelen öğretmenlerimiz, Tip-1 diyabetli öğrencilerin okul yaşamında yaşadığı zorluklara odaklandı.

Bilimsel yayınları incelediler.

Diyabet hemşireleriyle görüştüler.

Diyetisyenlerden görüş aldılar.

Tip-1 diyabetli bir öğrenci ve öğretmen olan annesiyle birebir görüşerek gerçek kullanıcı deneyimini dinlediler.

Aldıkları geri bildirimlerle projelerini yeniden geliştirdiler.

Çünkü girişimcilik, problemi yaşayan insanı dinlemeye başladığınız gün gerçek anlamda başlıyor.

Son örnek ise VIGIL oldu.

Hilal Gökdemir, Özlem Yener, Murat Sancar, Uğur Bostancı; Kahramanmaraş, Gaziantep, Manisa ve Düzce'den gelen öğretmenlerimiz, sürücü yorgunluğundan kaynaklanan trafik kazalarını azaltmaya odaklandı.

Lojistik sektöründeki paydaşlarla görüştüler.

Sürücülerin yaşadığı sorunları analiz ettiler.

Mevcut teknolojileri incelediler.

Sonunda biyometrik verileri yapay zekâ ile analiz ederek sürücüyü risk oluşmadan önce uyaran bir çözüm geliştirdiler.

Bir Eğitimden Daha Fazlası

Şimdi tekrar ilk soruya dönelim.

Bu çalışmalar ne kadar sürdü?

Altı ay mı?

Bir yıl mı?

Hayır.

Sadece dört gün.

Dört gün içerisinde problemler tanımlandı.

Kök neden analizleri yapıldı.

Literatür tarandı.

Uzmanlarla görüşüldü.

Kullanıcılarla konuşuldu.

Rakipler analiz edildi.

İş modelleri oluşturuldu.

Sunumlar hazırlandı.

Ve birbirinden değerli on beş girişim fikri ortaya çıktı.

Ama bana göre ortaya çıkan en büyük başarı bu projeler değildi.

Öğretmenlerimizin girişimci gibi düşünmeye başlamasıydı.

Çünkü bugün girişimcilik bakış açısını kazanan bir öğretmen...

Yarın yüzlerce öğrencisinin hayatına dokunacak.

Onlara problem çözmeyi öğretecek.

Merak etmeyi öğretecek.

Araştırmayı öğretecek.

Belki de yıllar sonra adını duyacağımız bir teknoloji girişiminin ilk ilham kaynağı olacak.

İşte bu yüzden ben ETKİM'i yalnızca bir eğitim programı olarak görmüyorum.

Ankara'da yakılan bir kıvılcım...

Sakarya'da büyüyen bir ateş...

Manisa'da güçlenerek devam eden bir hareket...

Ve yarın Türkiye'nin dört bir yanına yayılacak güçlü bir girişimcilik kültürü...

Büyük dönüşümler bazen bir öğretmenin bakış açısının değişmesiyle başlar.

Bugün öğretmenlere ekilen bu tohumlar...

Yarın sınıflarda filizlenecek.

O sınıflardan yeni fikirler doğacak.

Yeni girişimler kurulacak.

Yeni teknoloji liderleri yetişecek.

Belki yıllar sonra Türkiye'nin başarı hikâyelerini konuşurken, o hikâyelerin ilk satırlarının Ankara'da, Sakarya'da ya da Manisa'da gerçekleştirilen ETKİM eğitimlerinde yazıldığını göreceğiz.

EtkimEtkim programıGirişimcilik eğitimiÖğretmen girişimciliğiGirişimcilik kültürüİnovasyonEğitimde girişimcilik
Serhat DUYAR
Serhat DUYAR
Girişimcilik Danışmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.