HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR: VAN’DA SAHNEYE ÇIKAN GELECEK
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Ankara’da başlayan, Sakarya ve Manisa ile devam eden ETKİM yolculuğu, bu kez Van’da 33 farklı ilden gelen 52 öğretmenimizi bir araya getirdi.

Az Kişiyle Büyük İşler Yapmak

Programın açılış gününde Van Teknokent Genel Müdürü Sayın Yasemin Yetkin’i dinledik.

Van ve çevresinde gerçekleştirdikleri girişimcilik ve ekosistem çalışmalarından bahsetti.

Anlattıkları arasında beni en fazla etkileyen konulardan biri, bu faaliyetlerin oldukça sınırlı bir ekiple yürütülmesiydi.

Sadece üç kişiyle önemli çalışmalara imza attıklarını dinlemek gerçekten keyifliydi.

Van Teknokent’in çalışmalarını daha önce teknopark ödüllerinde ve farklı başarı haberlerinde duymuştum.

Bu kez yapılanları doğrudan dinlemek çok daha anlamlıydı.

Sayın Yasemin Yetkin’in anlatımını dinlerken, küçük bir ekibin doğru odakla ne kadar büyük bir etki oluşturabileceğini bir kez daha gördüm.

Anadolu’nun böyle hikâyelere daha fazla ihtiyacı var.

Türkiye’nin her şehrinde yeni başarı hikâyelerine ihtiyacımız var.

Bir Eğitim Salonundan Daha Fazlası

Farklı illerden, farklı branşlardan ve farklı mesleki tecrübelerden gelen öğretmenlerimiz, kısa süre içerisinde aynı masanın etrafında düşünmeye, tartışmaya ve birlikte üretmeye başladılar.

İlk gün birbirini tanımayan insanlar, programın sonunda aynı takımın parçası olarak sahnedeydi.

Bence girişimcilik eğitiminin önemli sonuçlarından biri de budur.

Sadece fikir geliştirmez.

İnsanları ortak bir problem etrafında birleştirir.

Birlikte üretmeyi öğretir.

Farklı yetkinliklerin aynı hedef için nasıl kullanılabileceğini gösterir.

Bazen de insanların yıllardır erteledikleri hayalleri yeniden hatırlamalarını sağlar.

Program sırasında yatırımcı görüşmeleri, girişimcilerin gelir oluşturması ve girişimciliğin ekonomik karşılığı üzerine konuşurken öğretmenlerimizden biri söz aldı.

Kendisine ait çok sade ama güzel bir hayalden bahsetti.

Kazdağları’nda bir taş ev…

Belki küçük bir bahçe…

Belki daha sakin bir hayat…

Belki de yıllardır zihninin bir köşesinde taşıdığı bir gelecek hayali…

Umarım öğretmenimiz bir gün Kazdağları’ndaki o taş ev hayalini gerçekleştirir.

Belki o evin önünde otururken Van’da kurduğu takımı, yaptığı sunumu ve girişimcilik yolculuğuna attığı ilk adımları hatırlar.

Programın kapanışında Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Sayın Mustafa Canlı’nın yaptığı konuşma ve AR-GE ve Ekosistem Daire Başkanı Sayın Dr. Bilgehan Özbaylanlı’nın katılımı, yürütülen çalışmaya verilen önemi bir kez daha gösterdi.

Burada yapılan yatırım yalnızca bugünkü öğretmenlere değil, onların ulaşacağı öğrencilere yapılıyor.

Bir öğretmene kazandırılan bakış açısı sınıfa taşındığında, etkisi yıllarca devam ediyor.

Beş Takım, Beş Farklı Problem

Programın sonunda öğretmenlerimiz geliştirdikleri girişim fikirlerini sahnede sundular.

İzlediğimiz projelerin her biri başka bir ihtiyaca odaklanıyordu.

Bu yazıda size sunumlardan yalnızca beş örnek vermek istiyorum.

Çünkü bu projeler, öğretmenlerimizin kısa bir eğitim sürecinde ne kadar geniş bir problem alanına dokunabildiğini gösteriyor.

İlk dikkatimi çeken girişimlerden biri VOLTREADY oldu.

Manisa’dan Aylin Çavuş Yavaş, Kayseri’den Erman Ergün, Malatya’dan Esra Şahin ve Şanlıurfa’dan Kasım Şekerci aynı takımda buluştu.

Elektrikli araç pazarı büyüyor.

Ancak bu büyüme, yüksek voltaj sistemlerine güvenli biçimde müdahale edebilecek eğitimli teknisyen ihtiyacını da beraberinde getiriyor.

Buradaki problem yalnızca eğitim eksikliği değil.

Yüksek ekipman maliyetleri ve ciddi iş sağlığı ve güvenliği riskleri de geleneksel eğitimi sınırlandırıyor.

VOLTREADY ekibi bu noktada uçuş simülatörü mantığıyla çalışan sanal bir yüksek voltaj laboratuvarı fikrini geliştirdi.

Amaçları, eğitim maliyetlerini önemli ölçüde düşürmek ve teknisyenlerin risk almadan uygulama yapabilmesini sağlamak.

Meslek liselerinden özel servislere, teknik eğitim merkezlerinden araç muayene sistemlerine kadar geniş bir kullanım alanı düşündüler.

Bir başka çalışma ise TRIFECTA takımının geliştirdiği ACCESSCAPE oldu.

İzmir’den Hale Özçalışkan, Hatay’dan Dilek Çelebi ve Adana’dan Süleyman Yuvakgil, erişilebilir turizmde yaşanan önemli bir belirsizliğe odaklandı.

Engelli bireyler, yaşlılar, çocuklu aileler ve özel erişilebilirlik ihtiyacı olan kullanıcılar bir otel rezervasyonu yaparken çoğu zaman kendilerine sunulan bilgilerin gerçeği ne kadar yansıttığından emin olamıyor.

“Erişilebilir oda” ifadesi var.

Ama kapının genişliği uygun mu?

Banyo gerçekten kullanılabilir mi?

Ortak alanlara erişim mümkün mü?

Kullanıcı çoğu zaman bunları otele ulaştığında öğreniyor.

ACCESSCAPE; 3D dijital ikizler, gerçek fiziksel ölçüler, doğrulanmış erişilebilirlik verileri ve yapay zekâ destekli analizlerle bu belirsizliği azaltmayı hedefliyor.

Burada sunulan değer sadece rezervasyon kolaylığı değil.

İnsanın seyahat kararını güvenle verebilmesi.

Bence bir girişimin gücü bazen kullandığı teknolojide değil, insanın hayatındaki görünmeyen bir engeli kaldırabilmesindedir.

Sunum Artık Tek Yönlü Olmayacak

Lüleburgaz’dan Aylin Acar, Kars’tan Nergis Yılmaz ve Afyonkarahisar’dan Hasan Hüseyin Düşgün’ün oluşturduğu ZENA ekibi ise VoiceSlide projesini geliştirdi.

Sunumlarda hep benzer bir tabloyla karşılaşırız.

Bir kişi anlatır.

Diğerleri dinler.

Sunumu yapan kişi bilgisayarına bağlı kalır.

Katılımcıların ne kadar sürece dahil olduğu ise çoğu zaman bilinmez.

VoiceSlide, sunumların mobil uygulama üzerinden sesli veya sessiz biçimde kontrol edilmesini ve aynı anda katılımcılarla etkileşim kurulmasını sağlayan yeni nesil bir sunum ve kitle yönetim ekosistemi olarak tasarlandı.

Sunum yapan kişi sahnede daha özgür hareket edebiliyor.

Katılımcılar sorulara cevap verebiliyor.

Anlık geri bildirimler alınabiliyor.

Etkinlik tek yönlü bir anlatımdan çıkıp karşılıklı etkileşime dönüşüyor.

Bu proje, çok sık kullandığımız ama uzun süredir aynı biçimde yürüttüğümüz bir süreci yeniden sorguluyor.

Okul Güvenliğine Bütüncül Bir Bakış

Sahnede dikkat çeken bir diğer proje ise KORA – Koruyucu Okul Rehber Asistanı oldu.

Karaman’dan İsmail Hakkı Kunt, Adıyaman’dan Ümit Dayıoğlu, İstanbul’dan Şeyma Ateş ve Gaziantep’ten Işıl Çürük aynı takımda çalıştı.

Okul güvenliği çoğu zaman yalnızca giriş ve çıkış kontrolü üzerinden ele alınıyor.

Oysa gerçek ihtiyaç bundan daha geniş.

Öğrencinin okuldan izinsiz çıkması…

Kantinde alerjisi olan bir öğrencinin riskli bir ürün satın alması…

Velinin çocuğunun okula ulaşıp ulaşmadığını bilmemesi…

Nakit kullanımından kaynaklanan sorunlar…

Özel eğitim öğrencilerinin farklı ihtiyaçları…

KORA bu konuları tek bir sistem altında toplamaya çalışıyor.

NFC ve BLE teknolojisine sahip akıllı bilekliklerle giriş ve çıkış takibi yapılması, belirlenen sınırların dışına çıkıldığında uyarı üretilmesi, kantin alışverişlerinde sağlık kısıtlarının dikkate alınması ve nakitsiz ödeme imkânı sunulması hedefleniyor.

Buradaki güçlü taraf, tek bir soruna ayrı ayrı çözümler üretmek yerine okul yaşamını bütüncül biçimde ele almak.

KORA’nın mesajı da oldukça açık:

Her adımda koruma, her adımda güven.

Sanayinin Yeşil Dönüşüm Rehberi

Son olarak GreenOS Navigator projesinden bahsetmek istiyorum.

Bursa’dan Nurettin İğde, Kocaeli’den Suzan Atmaca ve Kütahya’dan Gülcan Kaplan’ın geliştirdiği bu proje, organize sanayi bölgeleri ve sanayi işletmelerinin yeşil dönüşüm süreçlerine odaklandı.

Bugün sanayide sürdürülebilirlik artık tercih edilen bir başlığın ötesinde.

Rekabetin, finansmana erişimin ve ihracatın önemli koşullarından biri.

Ancak birçok işletme nereden başlayacağını bilmiyor.

Mevcut durumunu nasıl ölçecek?

Hangi kriterleri karşılamıyor?

Öncelikli yatırımı ne olmalı?

Belgelendirme sürecini nasıl yönetecek?

GreenOS Navigator, mevcut durumu analiz eden, eksik kriterleri gösteren, Green Score oluşturan, belge ve görev yönetimini kolaylaştıran ve yapay zekâ destekli yatırım önerileri sunan bir karar destek platformu olarak kurgulandı.

Bence bu proje, sanayi işletmelerinin en sık yaşadığı sorunlardan birine dokunuyor.

Hedef var.

Dönüşüm ihtiyacı var.

Ama yol haritası net değil.

İyi bir girişim bazen yeni bir ihtiyaç oluşturmaz.

Var olan hedefe ulaşmanın yolunu sadeleştirir.

Asıl Kazanım Projelerin Ötesinde

Bu beş proje birbirinden çok farklı alanlara dokunuyor.

Ancak hepsinin ortak bir noktası var.

Bir probleme bakmakla yetinmediler.

Problemin arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalıştılar.

Çözümü teknolojiyle desteklediler.

Kullanıcıyı düşündüler.

Değer önerisi geliştirdiler.

Ve fikirlerini sahneye taşıdılar.

Van’daki eğitimde öğretmenlerimizin yalnızca yeni bilgiler edinmediğini gördüm.

Deneyimleyerek öğrendiler.

Takım olarak çalıştılar.

Fikirlerini savundular.

Ve sonunda sahneye çıktılar.

Bu nedenle kendi illerine döndüklerinde çok güzel işlere imza atacaklarına inanıyorum.

Çünkü artık ellerinde yalnızca eğitim notları yok.

Bir problemi nasıl ele alacaklarını gösteren bir yöntem var.

Öğrencilerinin fikirlerini geliştirebilecekleri bir bakış açısı var.

Takımlara yol gösterebilecekleri bir mentörlük deneyimi var.

Ankara’da başlayan, Sakarya ve Manisa ile büyüyen ETKİM yolculuğu, Van’da yeni bir halka kazandı.

Çünkü bazen geleceği değiştiren şey büyük bir proje değildir.

Bir öğretmenin, bir öğrencinin zihninde açtığı yeni bir kapıdır.

Ve bazen her bahar yalnızca bir çiçekle değil…

Bir hayalle başlar.

EtkimEtkim vanGirişimcilik eğitimiÖğretmen girişimcilik eğitimiVan teknokentEğitimde girişimcilikÖğretmenlerGirişimcilik
Serhat DUYAR
Serhat DUYAR
Girişimcilik Danışmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.