
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Girişimcilik yolculuğunda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey nedir?
Sermaye mi?
İyi bir fikir mi?
Güçlü bir ekip mi?
Elbette hepsi önemli.
Ama bana göre bunların hepsinden önce gelen bir konu var.
Öğrenebilmek.
Daha doğrusu, öğrenmeye açık olabilmek.
Çünkü öğrenmenin önündeki en büyük engellerden biri çoğu zaman bilgi eksikliği değil, egodur.
İş hayatı insanı zamanla belirli bir konuma getiriyor.
Kurumsal hayatta yıllarca yönetici olabiliyorsunuz.
Akademik dünyada unvanlar kazanabiliyorsunuz.
Şirketinizde onlarca kişiyi yönetebiliyorsunuz.
Alanınızda uzman olarak kabul ediliyorsunuz.
Bütün bunlar çok kıymetli.
Ancak girişimcilik bambaşka bir dünya.
Burada sahip olduğunuz unvanlar değil, öğrenme hızınız sizi ileri taşıyor.
Yıllardır girişimcilerle çalışırken şunu çok net gördüm.
Başarılı olanların ortak özelliği her şeyi bilmeleri değil.
Bilmediklerini kabul edebilmeleri.
Çünkü girişimcilik multidisipliner bir yolculuk.
Bugün müşteri doğrulaması yapıyorsunuz.
Yarın satış öğreniyorsunuz.
Ertesi gün finans konuşuyorsunuz.
Sonra hukuk…
Fikri mülkiyet…
Pazarlama…
Yapay zekâ…
Yatırım…
Liderlik…
İnsan kaynakları…
Müzakere…
İletişim…
Liste uzayıp gidiyor.
Hiçbir girişimci bu yolculuğa bütün bu konuları bilerek başlamıyor.
Öğrene öğrene ilerliyor.
İşte tam bu noktada egonun sesi devreye giriyor.
“Ben bunu biliyorum.”
“Benim buna ihtiyacım yok.”
“Ben yıllardır bu işi yapıyorum.”
“Bu konuda bana kim ne öğretebilir?”
Oysa girişimcilik bu cümleleri pek sevmiyor.
Çünkü pazar sizin geçmişinizi değil, bugünkü çözümünüzü değerlendiriyor.
Müşteri unvanınızı değil, ürettiğiniz değeri satın alıyor.
Yatırımcı ise ne kadar bildiğinizi değil, ne kadar öğrenebildiğinizi görmek istiyor.
Belki de girişimcilik yolculuğunun ilk adımı şirket kurmak değil.
İlk adım, egoyu bir kenara bırakabilmek.
Kendi kendine şu cümleyi kurabilmek:
“Ben öğrenmeye hazırım.”
Bence girişimcilikte en önemli becerilerden biri de öğrenmeyi öğrenmek.
Çünkü bilgi artık her yerde.
Asıl farkı oluşturan şey, yeni bilgiye ne kadar hızlı ulaşabildiğiniz ve onu ne kadar hızlı uygulayabildiğiniz.
Bugün bildikleriniz sizi bugüne getirdi.
Ama yarına taşıyacak olan, henüz bilmedikleriniz olacak.
Belki de bu yüzden girişimciliğe başlamadan önce kendimize şu niyeti etmeliyiz:
“Niyet ettim…
Mevcut egomu bir kenara bırakmaya…
Her gün yeniden öğrenmeye…
Bilmediğimi kabul etmeye…
Sormaktan çekinmemeye…
Dinlemeye…
Gelişmeye…”
Çünkü girişimcilik her gün yeni bir dersin açıldığı bir okul.
Ve o okulun kapısından sadece öğrenmeye istekli olanlar geçebiliyor.
Unutmayalım…
Bardağın dolu olması su eklemenizi zorlaştırır.
Ama boş bırakılan her alan, yeni bir öğrenmeye yer açar.
Belki de girişimcilikte atacağımız en değerli ilk adım, şirket kurmak değil…
Egomuzu bir kenara bırakmaktır.
GirişimcilikÖğrenme kültürüEgo yönetimiGirişimci mindsetiKişisel gelişim



Yorum Yap