
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Girişimcilikte en ince çizgi, "vazgeçmeyen bir savaşçı" olmakla "ölü bir ata binen bir hayalperest" olmak arasındadır. Ekosistemde azim ve kararlılık o kadar çok kutsanıyor ki, bir noktadan sonra kurucular için stratejik bir geri çekilme ya da keskin bir rota değişikliği, sanki bir tür karakter zayıflığıymış gibi algılanmaya başlıyor. Sahada gördüğüm en büyük trajedi, artık pazarın istemediği, müşterinin para ödemediği ve verilerin "burada bir gelecek yok" diye bağırdığı bir fikirde inat eden ekiplerin, ellerindeki son enerjiyi de duvara çarparak tüketmeleridir.
Pivot etmek, yani rotayı değiştirmek, aslında bir başarısızlık itirafı değil; aksine sahadan gelen veriyi okuyacak kadar zeki olduğunuzun kanıtıdır. Mentörlük yaptığım bir girişimde, kurucuların iki yıl boyunca üzerinde çalıştıkları temel özelliği, müşterilerin sadece %2’sinin kullandığını gördüklerinde yaşadıkları o büyük direnci hatırlıyorum. "Çok emek verdik", "Bu bizim vizyonumuzdu", "Yatırımcıya ne deriz?" gibi cümleler, aslında rasyonel karar vermeyi engelleyen duygusal prangalardır. Ben yaşadığım tecrübelerde şunu gördüm: Pazarın sesi, kurucunun egosundan her zaman daha gür çıkar. O sesi duymamakta direnmek, girişimcilik değil, kumardır.
Peki, çizgiyi nereden çekmeli? İnat ile vizyonu birbirinden nasıl ayırmalıyız? Benim gözlemim şu yönde: Eğer problemin varlığından eminseniz ama çözümünüz karşılık bulmuyorsa, bu bir pivot vaktidir. Ancak problemin kendisi aslında bir "problem" değilse, yani insanlar o sorunu çözmek için para ya da vakit harcamaya gönüllü değilse, o zaman inat etmek sadece zaman kaybıdır. Girişimciyi olgunlaştıran an, kendi fikrine olan aşkını bir kenara bırakıp, gerçeğin çıplaklığına bakabildiği andır. Sahada gördüğüm en başarılı pivotlar, "ne yapabiliriz?" sorusundan ziyade, "ne çalışmıyor?" sorusuna verilen dürüst cevaplarla başlamıştır.
Türkiye’de pivot etmek genellikle "işler kötü gidiyor" diye fısıldanır. Oysa küresel ölçekte bugün devleşmiş yapıların çoğunun temelinde, ilk fikirlerinden radikal bir şekilde vazgeçme cesareti yatar. İnat, bir yere kadar sizi hayatta tutan yakıttır; ama o yakıt bitmek üzereyken hala aynı yokuşu tırmanmaya çalışıyorsanız, sadece motoru yakarsınız. Çizgiyi çekmeniz gereken yer, verilerin size söylediği ile kalbinizin size fısıldadığı arasındaki uçurumun artık kapanamayacak kadar açıldığı yerdir.
Bu süreçteki en büyük engel "Sunk Cost Fallacy" yani batık maliyet yanılgısıdır. "Buraya kadar bu kadar para ve zaman harcadık, şimdi dönemeyiz" dediğiniz an, aslında daha büyük bir kaybın kapısını aralıyorsunuz demektir. Girişimcilikte cesaret, sadece bir işe başlamak için değil, o işin çalışmadığını görüp rotayı kırabilmek için de gereklidir. Önemli olan gemiyi limana ulaştırmaktır; yolda kaç kez yelken değiştirdiğiniz ya da rotayı kaç derece saptırdığınız, günün sonunda ulaştığınız değerin yanında sadece birer teknik detay olarak kalacaktır.
Kulağa Küpe : Vizyonunuza sadık kalın ama çözümünüze aşık olmayın.
PivotGirişimcilikGirişimci



Yorum Yap