Daha Çok Hayal Etmek Neden Yetmiyor?
Haberi Dinle
Kadın Sesi

Girişimcilik yolculuğu çoğu zaman aynı cümlelerle başlıyor; “Daha çok iste, daha çok hayal et.” İlk anda motive eden bu söylem, yolun bir yerinde pek çok girişimciyi duvara toslatıyor. Çünkü sahada görünen gerçek şu: Hayal eden çok, ama odaklanan az. Hayal büyüdükçe ilerleme hızlanmıyor; tam tersine yön kaybı daha görünür hâle geliyor.

Uzun yıllar girişimcilerle birebir çalışınca, “istemek” ile “başarmak” arasındaki mesafenin sanıldığından çok daha uzun olduğu net biçimde görülüyor. Evet, başaranlar isteyenler arasından çıkıyor. Ama isteyenlerin büyük bir kısmı ya yarı yolda kalıyor ya da ciddi hayal kırıklıklarıyla süreci terk ediyor. Çünkü istemek, tek başına bir strateji değil; bir yol haritası hiç değil.

Bu noktada, okumanızı önerebileceğim bir kitap var: Hayalini Yorganına Göre Uzat. Kitabın yazarı Acar Baltaş, hayalleri küçültmeyi değil; hayallerin hangi zeminde yükseldiğini sorgulatıyor. Asıl mesele hayalin büyüklüğü değil, kişinin kendi gerçekleriyle ne kadar uyumlu olduğu.

Hepimize eşit verilen tek kaynak zaman. Gün 24 saat, hafta 7 gün. O hâlde bazı insanlar neden daha derin, daha üretken ve daha tatmin edici bir hayat yaşıyor? Baltaş’ın bu soruya verdiği cevap girişimcilik için de çok net: Enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişiyor. Dağılan enerji, girişimcinin fark etmeden ödediği en pahalı bedel.

Sahada en sık rastlanan yanılgılardan biri, motivasyonun her şeyi çözeceğine olan inanç. Oysa tutkunun ilk göstergesi yüksek motivasyon değil; odaklanma. Bir işe gerçekten gönül verilmişse, enerji dağılmaz; daralır, yoğunlaşır ve derinleşir. Girişimcilikte sürdürülebilir ilerleme tam da burada başlar.

Kitaptan aldığım notlar arasında özellikle altını çizdiğim bir cümle var:
“Dışarı bakan hayal görür, içeri bakan uyanır.”
Bu cümle girişimcilikte çok şey anlatıyor. Sürekli başkalarının başarı hikâyelerine bakarak yol almaya çalışanlar hayal kurar; kendi güçlü ve zayıf yönleriyle yüzleşenler ise uyanır. Uyanmadan atılan her adım, büyük ihtimalle yanlış yöne gider.

Acar Baltaş’ın özellikle eleştirdiği bir başka popüler söylem ise fazlasıyla tanıdık: “Hayallerinin peşinden git.” Kulağa hoş geliyor, motive edici duruyor; ama sahada karşılığı çoğu zaman boş. Çünkü bu söylem, kişiyi yeteneğinin olmadığı, kişiliğine uymayan alanlarda ısrar etmeye itebiliyor. Kitaptaki şu tespit bu yüzden çok net:
Yeteneğinizin olmadığı ve kişiliğinize uymayan bir alanda çaba göstermenin tek sonucu hayal kırıklığıdır.

Bir diğer kritik kavram da “Barnum etkisi.” “Başkaları yapabiliyorsa ben neden yapamayayım?” sorusu özellikle genç yetenekler ve kariyerinde yön değiştirmek isteyenler için güçlü bir tuzak. Girişimcilikte her başarı hikâyesi genellenebilir sanılıyor. Oysa herkesin yorganı farklı. Hayali büyütmeden önce, yorganın ölçüsünü bilmek gerekiyor.

Sahada gerçekten ilerleyen girişimlere baktığımızda ortak bir özellik net biçimde öne çıkıyor: Enerjilerinin büyük bölümünü güçlü oldukları alanları daha da güçlendirmeye ayırıyorlar. Zayıf yönlerini tamamen sıfırlamaya çalışmıyorlar; onları yönetilebilir seviyede tutup farkı güçlü taraflarından ortaya koyuyorlar. Bu yaklaşım sadece iş sonuçlarını değil, girişimcinin psikolojik dayanıklılığını da ciddi biçimde güçlendiriyor.

Bu yazıyı okuyan girişimcilere ve girişimci adaylarına küçük ama kritik bir duraklama öneriyorum. Hayal kurmadan önce kendinize şu iki soruyu sorun:
– Enerjimi bugün gerçekten nereye harcıyorum?
– Beni besleyen, sürdürülebilir kılan güçlü alanım hangisi?

Bu sorular netleşmeden atılan her adım, pahalı bir denemeye dönüşüyor.

Hayatın süresini uzatmak elimizde değil; ama derinliğini artırmak mümkün. Girişimcilik de tam olarak bu tercihlerin toplamı. Daha çok hayal etmek değil; doğru yere, doğru yoğunlukta odaklanmak fark oluşturuyor. Ve çoğu zaman asıl ilerleme, hayali büyüttüğümüzde değil, yönü netleştirdiğimizde başlıyor

GirişimcilikMotivasyonAcar baltaşSaha analizi
Serhat DUYAR
Serhat DUYAR
Girişimcilik Danışmanı

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.