
Haberi Dinle
Kadın Sesi
İş Kurmak Değil, Ne Yaptığını Bilmek Zamanı
İş kurmak fikri şu sıralar birçok kişide bir tür savunma refleksi gibi çalışıyor. Kurumlar küçülüyor, yöneticiler karar alamıyor, iyi pozisyonların önü tıkanmış durumda. Bu yüzden insanlar ya kendi yollarını çizecek bir alan arıyor ya da eldeki mesleki sıkışmayı “girişimcilik” kelimesiyle perdelemeye çalışıyor. Fakat ortada net bir şey var: bu dönem, klasik anlamda iş kurmak için uygun bir zemin sunmuyor. Bunu söylemek ne karamsarlık ne de tembellik. Bu bir durum tespiti. Sermaye pahalı, tüketici temkinli, kredi kanalları sınırlı, yatırımcı iştahı zayıf. Buna rağmen hâlâ “neden şimdi başlıyorsun?” sorusuna net cevap veremeyen insanlar bir web sitesi açıyor, bir logo bastırıyor, bir hikâye uyduruyor ve adı da iş kurmak oluyor.
Fikirlerin illa büyük bir problemi çözmesi gerekmiyor. Daha önce bu konuda konuştuk: bazen bir his yaratmak, bir deneyim sunmak, bir boşluğu estetik bir şekilde doldurmak da yeterlidir. Ama bu, fikirlerin rastgele olabileceği anlamına gelmez. Bugün kurulan çoğu girişimde fikir değil, yönsüzlük var. Ne yaptığı belli olmayan, hedef kitlesi tanımsız, kendisi bile hangi soruya cevap verdiğini bilmeyen projeler, sadece başlangıç yapmış olmak için piyasaya sürülüyor. Bu bir deneme değil, bu sadece ertelemenin başka bir şekli.
Nassim Nicholas Taleb ismini duymadıysanız kesinlikle elinizdeki işi bırakın gidin kitaplarını alın. Siyah Kuğu en bilineni belki ama ben konumuzla alakalı olan başka bir kitabından bir alıntı yapmak istiyorum. Antikırılganlık kitabında şöyle diyor:
“Gerçek dünyada karşılığı olmayan planlar, ancak sunumlarda güzel görünür.”
Bu dönemde iş kurmak zorunda olanlara lafım yok. Hayatta kalmak için, kendi uzmanlığını bir modele dökmek için, sınırlı sermayeyi zamanla eşleştirerek bir şeyleri inşa etmeye çalışan insanlar zaten başka bir şey yapamaz. Ama dışarıdan bakıp her şeye rağmen “hadi şimdi bir şeyler kurayım” demek, kriz döneminde araba galerisi açmak gibi bir şey. Geçici olanla kalıcı olanı karıştırıyoruz. Girişimcilik, karar verememenin alternatifi değildir. Hele ki böyle bir ekonomik ortamda. Ne yapmak istediğini bilmeyen biri, ne kadar para harcarsa harcasın aynı yere döner: başladığı noktaya.
Şu sıralar iş kurmak yerine yapılabilecek daha değerli şeyler var. Denemek, ölçmek, anlamak, konuşmak, yer seçmek, model sadeleştirmek, ortaklık kültürünü oturtmak gibi şeyler iş kurmanın ön şartıdır. Bunlar olmadan yapılan her şey sadece görüntü olur. Ve görüntü, en fazla bir yatırımcıyı etkiler. Müşteriyi değil. Müşteri seni ancak onun için bir şey yaptığında tanır. Bu ülkede çok az kişi müşterisiyle konuşuyor. Herkes sektörü konuşuyor. Aradaki fark işte tam olarak burada başlıyor.
Eğer bu dönem gerçekten sessizlik dönemi olacaksa, bu sessizlik anlamak için kullanılmalı. İş kurmak için değil, kurduğunda ne olacağını görmek için. Yoksa ne olacağını bilmeden bir iş kurmakla, kendine mezar yeri seçmek arasında çok büyük fark kalmaz.
Sizin bu konudaki görüşleriniz neler?
Haftaya görüşmek üzere.
GirişimcilikYatırım ve fonlar



Yorum Yap