
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Ne İş Yaptığını Bilmeden Vizyon Konuşmak
Bazı yerlerde öyle bir gündem oluşur ki, sanki şirketin önceliği iş üretmek değil, gelecek hakkında konuşmak olmuştur. Ürün eksik, müşteri belirsiz, gelir modeli sallantıda ama herkes roadmap peşinde. Ne iş yaptığını tam olarak bilmeyen insanlar, üç yıl sonrasını planlıyor. Masada vizyon var, strateji var, lansman var, büyüme tahmini var ama teslim edilmiş tek bir iş yok. Herkes konuşuyor ama kimse üretmiyor. Herkes biliyor ama kimse taşımıyor. O yüzden dışarıdan bakıldığında işler ilerliyor gibi görünse de içeride gerçek bir ilerleme yok. Çünkü asıl yapılması gereken işler konuşulmak yerine erteleniyor, öteleniyor ya da süslü sunumların içinde kayboluyor.
En tehlikeli pozisyon da burası. Çünkü kimse doğrudan bir hata yapmıyor ama hiçbir işi de sonuçlandırmıyor. Toplantı yapılıyor, karar alınmıyor. Rapor isteniyor, okuyan yok. Yol haritası var ama yürüyen yok. Ve bu durum şirketin tamamını bir tür sahte üretkenlik sarmalına sokuyor. Herkes meşgul ama hiçbir şey çıkmıyor. Herkes bir şeye sahip ama sahip olduğu şeyin ne işe yaradığını bilmiyor. Bu yapıda sorumluluk sadece evrak üzerinde tanımlı. Gerçekte ise kimin neye dokunduğu belli değil. Bir sunumda üç strateji anlatılıyor ama hangi işin neden yapılmadığını bilen yok. Çünkü içeride asıl eksik olan şey iş değil: odak.
Bu ortamda yöneticiler de ikiye ayrılır:
Bir grup, bu kaosu fark eder ama müdahale edemez. İnisiyatif alma refleksi yoktur ya da artık yorgundur. Bir diğer grupsa, yönettiklerini sanarak sadece görüntüyü taşır. Sürekli yeni fikirler konuşulur, roadmap yeniden yazılır, ürün yönü yeniden tartışılır ama günün sonunda hiçbir somut karar uygulanmaz. Ne dur denir, ne tamamla. Her şey havada bırakılır. Çünkü havada kalan her şeyin sorumluluğu yoktur. Ve bu da yönetiyormuş gibi yapanların tercih ettiği pozisyondur. İleri konuşup bugünden kaçmak. Vizyonla görünmek ama yönetimden uzak durmak.
Bu yapının kalıcı hale gelmesi, şirketin fiziksel değil ruhsal çöküşünü başlatır. Sürekli değişen planlar, uygulanmayan kararlar ve devreden çıkmayan belirsizlik, ekip içinde karamsarlık yaratır. Kimse açık açık konuşmaz ama herkes içinden aynı şeyi düşünür: “Bu işin sonu yok.” İşini yapan da yapmayan da aynı zeminde değerlendirildiğinde, içeride motivasyon kalmaz. Aynı işi üçüncü kez yapmaya zorlanan, sabrını yitirir. Kararını savunamayan yönetici, saygısını kaybeder. Geri bildirimin kıymeti düşer, çünkü dinleyen kalmaz. Ve bir noktadan sonra herkes sadece günü kurtarmaya başlar. Proje yönetimi yerine hasar kontrolü yapılır.
Bu kültür yayılırsa, şirket dışarıdan hâlâ "aktif" görünür ama içeriden çoktan dağılmıştır. KPI’lar konuşulur, OKR’lar belirlenir, sunumlar hazırlanır ama masada gerçek bir sahiplik yoktur. Çünkü herkes biliyordur ki, nasıl olsa hiçbir iş bitmeyecek.
İyi yönetim vizyon koymaktır ama her vizyon yönetim değildir. Bugünü çözemeyen, yarın anlatmasın. Çünkü şirketi ileri taşıyan sunumlar değil, sonuçlardır. Yürümeyen planın stratejisi olmaz. Ve yön belirlenmeyen yerde kimse yönetilmiyor, herkes oyalatılıyor demektir.
GirişimcilikVizyonÖmer yurttaşStartupx



Yorum Yap